Yoksulluğun Ortasında Halay, Umutsuzluğun Üstüne Siyaset

IMG_2665

Bazı görüntüler vardır; bir şehri anlatmaz, bir zihniyeti ele verir. Ağrı’nın yıllardır sırtında taşıdığı yoksulluk, işsizlik, göç, altyapı sorunları ve gençlerin içine itildiği umutsuzluk ortadayken, çıkıp bu halkın halini siyasetin diliyle tarif etmek, sonra da dönüp o tablonun ortasında halaylarla, gösterilerle, şovlarla poz vermek; işte asıl mesele budur. Çünkü burada eleştirilen şey bir kültür değil, bir çelişkidir. Burada sorgulanan şey halay değil, halkın derdi üzerinden kurulan siyasi ikiyüzlülüktür.

Sayın Sırrı Sakık… Madem bu halkı Türkiye’nin en yoksul halkı olarak tarif ediyorsun, o halde önce dönüp aynaya bakacaksınız. Çünkü bir şehir yoksullukla anılıyorsa, bunun üzerinden hamaset üretmek değil, bu ayıbı ortadan kaldıracak iradeyi ortaya koymak gerekir. Ağrı’nın yoksulluğunu bir cümleye sıkıştırıp sonra o cümlenin üstünü müzikle, sloganla, sahne düzeniyle örtmeye çalışmak; bu halkın yarasını sarmak değil, o yarayı seyirlik hale getirmektir.

 

Ağrı uzun yıllardır sadece ekonomik anlamda değil, moral olarak da ihmal edilmiş bir şehir görüntüsü veriyor. Sokakta yürüyen vatandaşın cebindeki eksiklik kadar, zihnindeki kırgınlık da büyüktür. İş bulamayan gençler, bir gelecek kuramayan aileler, her geçen yıl biraz daha daralan esnaf, günü kurtarmaya çalışan emekliler, şehirde kalmakla gitmek arasında sıkışan üniversite mezunları… Bunlar romantik cümleler değil; Ağrı’nın bugünkü toplumsal fotoğrafıdır. Böyle bir şehirde belediyecilik, pankart asmakla, nutuk atmakla, gündem değiştirmekle yapılmaz. Belediyecilik; çamura çözüm bulmakla, üretime alan açmakla, gençlere nefes alacak zemin hazırlamakla, sosyal belediyeciliği lafta değil sahada göstermekle yapılır.

Ama ne yazık ki ortaya çıkan tablo tam tersidir. Ağrı’da belediyecilikten beklenen hizmet ile görülen görüntü arasında ciddi bir uçurum vardır. Vatandaş artık ideolojik cümlelere, duygusal sloganlara, mağduriyet edebiyatına doymuştur. Halkın görmek istediği şey çok nettir: çalışan bir belediye, işleyen bir sistem, dokunan bir hizmet, üreten bir irade. Çünkü halkın sabrı, siyasetçinin sahne performansından çok daha gerçektir. Esnaf siftah derdindeyken, gençler kahvehane ile işsizlik arasında sıkışmışken, mahalleler hizmet beklerken, şehrin temel meseleleri ortada dururken ortaya konulan görüntü bir hizmet resmi değil, bir gösteri fotoğrafı olmaktadır.

İşin en ağır tarafı da şudur: Yoksulluktan bahsedenlerin, o yoksulluğun üstüne siyaset basamağı kurması. Ağrı’nın fakirliğini anlatıp sonra bu tablo üzerinden alkış toplamak, halkın acısını temsil etmek değil, onu araçsallaştırmaktır. Çünkü gerçek siyaset, halkın derdini dillendirdikten sonra onu çözme sorumluluğunu da omuzlamaktır. Sadece konuşmak kolaydır. Ağrı’nın neden geri kaldığını anlatmak kolaydır. Gençlerin umutsuzluğunu cümlelerle süslemek kolaydır. Zor olan, bunları değiştirmektir. Zor olan, bu şehre iş kapısı açmaktır. Zor olan, gençlerin göç etmeye mecbur kalmadığı bir düzen kurmaktır. Zor olan, belediyeyi slogan merkezi değil hizmet merkezi haline getirmektir.

 

Bugün Ağrı’da birçok genç kendisini unutulmuş hissediyor. Çünkü önüne konulan şey bir vizyon değil, sürekli bir yakınma dili. Sürekli şikâyet eden ama kalıcı çözüm üretmeyen bir siyaset anlayışı, bir süre sonra gençlerde sadece öfke değil, derin bir bezginlik oluşturur. Bu şehirde gençlerin en büyük problemi yalnızca işsizlik değildir; aynı zamanda sahipsizlik duygusudur. Birçok genç, kendi şehrinde kendine yer bulamıyor. Kültür alanı dar, ekonomik alan dar, sosyal alan dar, umut alanı ise her geçen gün biraz daha daralıyor. Böyle bir zeminde yönetenlerin görevi, gençlerin moralini yükseltmek ve şehir aidiyetini güçlendirmek olmalıdır. Ama eğer gençler belediyeyi çözüm kapısı olarak değil, siyasi şov alanı olarak görmeye başlamışsa, orada ciddi bir yönetim sorunu var demektir.

 

Ağrı halkı saf değildir. Kimin samimi olduğunu, kimin gösteri yaptığını, kimin halkın acısını gerçekten yüreğinde taşıdığını, kimin ise bunu sadece siyasi enstrüman olarak kullandığını çok iyi görür. Bu halk yıllardır yoksulluğun ne demek olduğunu yaşayarak öğrendi. Kışın soba derdini de bilir, pazardaki yangın fiyatını da bilir, çocuğunu gurbete yollamanın iç acısını da bilir. O yüzden bu halka dönüp “siz yoksulsunuz” demek yeni bir şey söylemek değildir. Yeni olan, bu yoksulluğa rağmen ne yapıldığıdır. Asıl hesap oradadır. Asıl sorgu oradadır. Çünkü yönetenler mazeret değil, icraat üretmek zorundadır.

Siyasetçinin en büyük sınavı, halkın acısına ne kadar yakın durduğu değil; o acıyı ne kadar azalttığıdır. Eğer bir belediye, şehrin dertlerini azaltamıyor; aksine günü görüntüyle, dili hamasetle, gündemi polemikle yönetiyorsa, orada ciddi bir yönetim boşluğu oluşur. Ağrı gibi yıllardır yatırım bekleyen, istihdam bekleyen, kalkınma bekleyen bir şehirde günü kurtaran politik tavırlar, halkın sabrını daha da tüketir. İnsanlar artık duymak değil görmek istiyor. Laf değil hizmet istiyor. Slogan değil çözüm istiyor.

İşte bu yüzden, Ağrı halkının yoksulluğunu anlatıp ardından bunu adeta bir sahne dekorunun önünde kutlar gibi davranmak, sadece bir siyasi hata değildir; aynı zamanda toplumsal vicdana karşı işlenmiş büyük bir saygısızlıktır. Çünkü yoksulluk kutlanacak değil, ortadan kaldırılacak bir meseledir.

Umutsuzluk üstünde halay çekilmez; umut inşa edilir. Belediyenin işlevsizliği süslenmez; giderilir. Gençlerin kararan geleceği sloganla parlatılmaz; gerçek projelerle aydınlatılır.

Bu şehir artık ağlak siyaset değil, ayağa kaldıran siyaset görmek istiyor. Ağrı, kendi yoksulluğu üzerinden konuşan değil; o yoksulluğu azaltmak için ter döken yöneticiler istiyor. Gençlerin elinden tutan, esnafın yükünü hafifleten, mahalleye dokunan, sokağa hizmet götüren, şehrin onurunu koruyan bir belediyecilik anlayışı bekliyor. Çünkü Ağrı’nın sorunu imaj değil, ihmaldir. Sorunu temsil değil, tembelliktir. Sorunu söylem değil, sonuçsuzluktur.

Ve evet, bunun adı ayıptır. Bir halkın yoksulluğunu söyleyip o halkın karşısında bunu siyasi şova çevirmek ayıptır. Belediye işlevsizken, gençler umutsuzken, şehir yerinde sayarken, halkın yarasını alkış malzemesine dönüştürmek ayıptır. Ağrı bunu hak etmiyor. Ağrı’nın insanı, kendi acısına eşlik eden değil, onu dindiren bir yönetim anlayışını hak ediyor.

2 thoughts on “Yoksulluğun Ortasında Halay, Umutsuzluğun Üstüne Siyaset

  1. Burada yazılan her kelime çok tesirli bir memleketini seven bireyin serzenişi gerçekten
    Show yapmak isteyenlerin yeri burası değildir. Diyen bir yazarı tebrik ediyorum

  2. 25.yillik hükumet olan A.K.P nin ve milletvekillerinin hiç suçu yok.
    Sırrı SAKIK yapacak işleri başkasına nal etmeye çalışmış hiçte ahlaki değil.
    Hey SIRRI görevini yap ve Hükumet üyesi olarak bu yanlışlara el at mı demeliyiz.
    Bu alintiyi Sizden başka bir kaç kişi daha yazıya dökmüş.
    Birileri hazırlayıp size servis yaptırdığı belli.
    Turkiyede Devlet hastanesi olmayan ilerden bir AĞRİ dır.
    Neden yazmiyorsunuz
    Ağrı en fakir il degilmi yalanmi.
    Şimdiki Hastahane 6.yilda zir bitmişti bunuda yazsanıza.
    Tabi yürek ister.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir