AĞRI’DA KURUMLARI KİM YÖNETİYOR, KOLTUKLARI KİM KORUYOR?

D1D94077-5BFE-4EFD-A9F3-AB21D365D664

Ağrı’da artık bazı şeyleri yüksek sesle konuşmanın zamanı geldi.

Çünkü mesele bir kurum müdürünü sevmek ya da sevmemek değil. Mesele bir isimle kişisel hesaplaşmak hiç değil.

Mesele Ağrı. Mesele kamu kaynakları. Mesele vatandaşın hakkı.

Ve bugün soruyoruz:

Ağrı’daki kurum müdürleri gerçekten kurumlarını mı yönetiyor, yoksa bütün enerjilerini oturdukları koltuğu korumaya mı harcıyor?

Bu soru ağır olabilir.

Ama cevabı Ağrı için çok daha önemlidir.

Bir gerçeği en başından hatırlatalım: Kurum müdürlüğü bir saltanat makamı değildir. Bir kişiye ömür boyu verilmiş imtiyaz hiç değildir.

Kurum müdürü her şeyden önce bir devlet memuru, bir kamu görevlisidir.

Maaşını kamudan alır. Yetkisini devletten alır. Makamını millete hizmet etmek için kullanır.

Dolayısıyla o koltuğun sahibinden beklenen şey; kapısını kapatıp makamını muhafaza etmek değil, sorumluluğunu taşıdığı kurumun sorunlarını çözmek, kamu kaynaklarını korumak ve vatandaşa hesap verebilir bir yönetim ortaya koymaktır.

Fakat Ağrı’da artık cevaplandırılması gereken sorular birikiyor:

Kaç kurum müdürü gerçekten sahada?

Kaçı vatandaşın derdini dinliyor?

Kaçı kurumundaki aksaklığın peşine düşüyor?

Kaçı Ankara’nın kapısını Ağrı için aşındırıyor?

Kaçı proje üretiyor?

Ve daha önemlisi:

Kaçının performansı gerçekten ölçülüyor?

KOLTUK YÖNETMEK BAŞKA, KURUM YÖNETMEK BAŞKADIR

Ağrı’nın kaybedecek zamanı yok.

Bu şehir; eğitimden sağlığa, spordan tarıma, sosyal politikalardan kültüre, turizmden istihdama kadar çok daha güçlü bir kamu yönetimine ihtiyaç duyuyor.

Ağrı’nın ihtiyacı “aman koltuğuma bir şey olmasın” anlayışıyla hareket eden yöneticiler değil; gerektiğinde risk alan, proje üreten, sahaya çıkan ve sorumluluk üstlenen bürokratlardır.

Çünkü koltuğu yönetmekle kurumu yönetmek aynı şey değildir.

Koltuğu yöneten bürokrat ilişkilerini yönetir.

Kurumu yöneten bürokrat sorunları yönetir.

Koltuğu düşünen bürokrat “Bana kim kızar?” hesabı yapar.

Şehri düşünen bürokrat “Bu sorunu nasıl çözerim?” hesabı yapar.

Ağrı’nın ihtiyacı ikinci anlayıştır.

ŞİMDİ BİR DE İHALE DOSYALARINI KONUŞALIM

Kamu yönetiminde performans yalnızca müdürün kaç toplantıya katıldığıyla, kaç ziyaret gerçekleştirdiğiyle veya sosyal medyada kaç fotoğrafının yayımlandığıyla ölçülmez.

Bir başka önemli alan daha vardır:

Kamu kaynakları nasıl kullanılıyor?

İşte bundan sonraki süreçte bu sorunun da peşine düşmek gerekiyor.

Ağrı’daki kamu kurumlarının yaptığı ihaleler…

Doğrudan teminler…

Hizmet alımları…

Mal alımları…

Yapım işleri…

Bakım ve onarım harcamaları…

Bunların tamamı kamuoyunun sorgulama hakkının bulunduğu alanlardır.

Dolayısıyla soracağız:

Hangi kurum ne kadar ihale yapıyor?

Bu ihaleleri hangi firmalar alıyor?

Aynı firmalar belirli kurumların ihalelerinde sürekli karşımıza çıkıyor mu?

Rekabet koşulları yeterince oluşuyor mu?

Kaç firma teklif veriyor?

Doğrudan temin yöntemi hangi sıklıkla kullanılıyor?

Kamu kaynaklarının kullanımında gerçekten en uygun şartlar mı gözetiliyor?

İhaleyi alan şirketlerle karar süreçlerinde bulunan kişiler arasında açıklanması gereken herhangi bir ilişki bulunuyor mu?

Ve şehirde zaman zaman dillendirilen en ağır iddialardan birini de soru olarak ortaya koyacağız:

Ağrı’da herhangi bir kamu kurumunun ihalesi belirli kişi veya şirketlere “peşkeş çekiliyor” mu?

Çekilmiyorsa ne güzel.

Belgeler ortaya konulur, süreçlerin şeffaflığı gösterilir ve kamuoyunun kafasındaki soru işaretleri giderilir.

Ama böyle bir durum olduğuna ilişkin somut bilgi, belge veya denetim bulgusu ortaya çıkarsa bunun da üzeri örtülmemelidir.

Çünkü burada konuştuğumuz para bir müdürün şahsi parası değildir.

Milletin parasıdır.

BİZE ÇOK SAYIDA ŞİKÂYET VE İDDİA ULAŞIYOR

Son dönemde çeşitli kamu kurumlarının işleyişi konusunda tarafımıza çok sayıda şikâyet, iddia ve rahatsızlık ulaşıyor.

Vatandaşın kapıda bekletilmesinden işlerin ağır ilerlediği iddialarına, personel yönetiminden vatandaşa yaklaşım biçimine, yöneticilerin ulaşılabilirliğinden kamu kaynaklarının kullanımına kadar farklı başlıklarda ciddi serzenişler var.

Buradan özellikle altını çizelim:

Bize ulaşan her iddiayı doğru kabul etmiyoruz.

Araştırmadan, belge görmeden ve muhatabına söz hakkı vermeden kimseyi suçlu ilan etmeyeceğiz.

Ama aynı şekilde “Aman kurum müdürü rahatsız olmasın” diyerek vatandaşın iddiasını çöpe de atmayacağız.

İddia varsa araştıracağız.

Belge varsa inceleyeceğiz.

Kamu yararı varsa yayımlayacağız.

Muhatabına da cevap hakkını sonuna kadar vereceğiz.

Çünkü gazetecilik makam sahiplerini rahat ettirme mesleği değildir.

Sorulmayan soruları sorma işidir.

BUNDAN SONRA DOSYALAR AÇILACAK

Buradan açıkça ifade edelim:

Ağrı’daki kamu kurumlarının performansını bundan sonra çok daha yakından takip edeceğiz.

Kim çalışıyor?

Kim üretmiyor?

Hangi kurum vatandaşın sorununa çözüm üretiyor?

Hangi kurumda işler neden aksıyor?

Hangi müdür sahada?

Hangi müdür makam odasından şehri yönetmeye çalışıyor?

Hangi kurum proje üretiyor?

Hangi kurumun bütçesi, imkânı ve personeli olmasına rağmen Ağrı bunun karşılığını alamıyor?

Ve artık bunların yanına başka sorular da eklenecek:

Hangi kurum neyi, kimden, kaça alıyor?

Hangi ihaleyi kim kazanıyor?

Aynı şirketler neden sürekli karşımıza çıkıyor?

Rekabet gerçekten sağlanıyor mu?

Kamu yararı gerçekten korunuyor mu?

Bunları konuşacağız.

Rakamlarla konuşacağız.

Belgelerle konuşacağız.

İhale kayıtlarıyla konuşacağız.

Başarılı olanı da yazacağız, başarısızlığı da sorgulayacağız.

Çünkü eleştirinin amacı birilerini itibarsızlaştırmak değil; kamu hizmetinin niteliğini yükseltmek ve milletin parasının hesabını sormaktır.

O KOLTUK SİZİN DEĞİL

İşini hakkıyla yapan, gece gündüz çalışan, devletin bir kuruşunu dahi milletin emaneti gören bütün bürokratları elbette ayrı tutuyoruz.

Onların hakkını teslim etmek de görevimizdir.

Ancak makamını dokunulmazlık alanı zannedenlere bir gerçeği hatırlatmak gerekiyor:

O koltuk sizin değil.

Devletin koltuğudur.

Bugün siz oturursunuz, yarın bir başkası.

Geride makam aracınız kalmayacak.

Protokolde oturduğunuz sıra hatırlanmayacak.

Kapınızın önündeki unvan tabelası da bir gün değişecek.

Geride tek bir soru kalacak:

“Bu şehir için ne yaptınız?”

Ve artık ikinci bir soru daha olacak:

Size emanet edilen kamu kaynağını nasıl kullandınız?”

Her kurum müdürü bugün kendi kendisine bu iki soruyu sormalıdır.

Çünkü kamu görevi yalnızca yetki değildir.

Kamu görevi aynı zamanda hesap verme sorumluluğudur.

AĞRI’NIN KOLTUK BEKÇİLERİNE DEĞİL, DEVLET ADAMI SORUMLULUĞU TAŞIYAN YÖNETİCİLERE İHTİYACI VAR

Bundan sonraki süreçte Ağrı bürokrasisini daha fazla konuşacağız.

Kurumları tek tek ele alacağız.

Hizmetleri, yatırımları, projeleri, eksiklikleri ve vatandaş memnuniyetini sorgulayacağız.

Gerektiğinde kamu harcamalarını ve ihale süreçlerini de mercek altına alacağız.

Çünkü artık yalnızca “Kim müdür?” sorusu yeterli değildir.

Asıl soru şudur:

“Müdür olduğunuz kurumda Ağrı için ne yaptınız ve milletin size emanet ettiği imkânları nasıl kullandınız?”

İsimlerin önemi yok.

Dostlukların önemi yok.

Tanışıklıkların önemi yok.

Makamların hiç önemi yok.

Ölçümüz belli:

Ağrı’ya ne kattınız?

Çalışanı alkışlamak ne kadar görevimizse çalışmayanı sorgulamak da görevimizdir.

Düzgün kullanılan her kuruşun hakkını teslim edeceğiz.

Ama kamu kaynağının yanlış kullanıldığına ilişkin somut bir belge ortaya çıkarsa onun da peşini bırakmayacağız.

Çünkü Ağrı’nın artık kaybedecek zamanı yok.

Bu şehirde bürokrasi makamla değil hizmetle, protokolle değil performansla, ilişkilerle değil liyakatle, kapalı kapılarla değil şeffaflıkla konuşulmalıdır.

O nedenle bugün Ağrı’nın önüne üç soru bırakıyoruz:

Bu şehirde kurumları gerçekten kim yönetiyor?

Milletin parasının hesabını kim veriyor?

Ve belki de en rahatsız edici soru:

Ağrı’da bazıları kurumu mu yönetiyor, yoksa yalnızca koltuğunu ve çevresindeki düzeni mi koruyor?

Cevaplarını arayacağız.

Kurum kurum…

Dosya dosya…

İhale ihale…

Çünkü bundan sonra o koltukların değil, o koltuklarda oturanların Ağrı’ya ne kattığının ve milletin kendilerine emanet ettiği kaynakları nasıl kullandığının yakın takipçisi olacağız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir