Savcı Sayan’dan Tartışma Yaratacak Cemaat Çıkışı: “Menzil ve Nur Cemaati FETÖ ile Aynı Kefeye Konulamaz”
Eski Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan, kişisel Facebook hesabından yaptığı açıklamada “siyasi cemaat” ile “dindar cemaat” arasında kesin bir ayrım yapılması gerektiğini savundu. Menzil ve Nur cemaatlerini örnek gösteren Sayan’ın, “Ölçümüz isimler değil, fiiller olmalıdır” sözleri kamuoyunda geniş çaplı bir tartışmanın kapısını araladı.
Sayan, devlet kadrolarını ele geçirmeye, bürokrasiyi kontrol etmeye ve devlet iradesinin üzerinde alternatif bir güç oluşturmaya çalışan yapılanmaları “siyasi cemaat” olarak tanımladı. İnanç, ahlak, maneviyat ve sosyal dayanışma amacıyla faaliyet gösteren; siyaset ve devlet yönetimi peşinde koşmayan toplulukların ise bu yapılardan ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Devletin siyasi ve paralel yapılanmalarla kararlılıkla mücadele etmesi gerektiğini belirten Sayan, hukuk sınırları içerisinde kalan dini toplulukların inanç özgürlüğünün de korunması gerektiğini söyledi.
“FETÖ’nün Günahını Anadolu’nun Dindar İnsanlarına Yüklemeyin”
Anadolu’nun asırlardır yaşattığı tekke, dergâh, medrese, sohbet ve irfan geleneğinin FETÖ tipi yapılanmalarla aynı kefeye konulmasını “büyük bir tarih ve sosyoloji hatası” olarak değerlendiren Sayan, açıklamasında Menzil ve Nur cemaatlerini özellikle örnek gösterdi.
Herhangi bir cemaatle mensubiyet ilişkisinin bulunmadığını vurgulayan Sayan, savunduğu şeyin cemaatler değil; hukuk, adalet ve milyonlarca dindar insanın zan altında bırakılmaması olduğunu kaydetti.
Sayan, paylaşımında şu değerlendirmeye yer verdi:
“FETÖ’nün günahını Anadolu’nun dindar insanlarına ve dindar cemaatlerine yüklemeyin. Birilerinin dini kullanarak devlete ihanet etmiş olması, dinini yaşayan milyonların potansiyel suçlu muamelesi görmesini haklı çıkarmaz.”
“Topluma Sağladıkları Fayda Görmezden Gelinmemeli”
Menzil ve benzeri dini topluluklara giderek manevi destek aldığını, uyuşturucu ve alkol gibi kötü alışkanlıklardan uzaklaştığını ifade eden çok sayıda insan bulunduğunu belirten Sayan, bu yönüyle ortaya çıkan toplumsal faydanın da göz ardı edilmemesi gerektiğini savundu.
Bir gencin dahi uyuşturucu batağından kurtarılmasının son derece kıymetli olduğunu dile getiren Sayan, binlerce insanın ailesine ve normal hayatına dönmesine vesile olan faaliyetlerin suç gibi değil, toplumsal kazanım olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Cemaatlere de Açık ve Sert Sınır Çizdi
Sayan, dini cemaatlere yönelik savunmasının koşulsuz olmadığının altını çizerek dikkat çeken bir uyarıda da bulundu. Menzil, Nur veya başka herhangi bir cemaatin siyasete hükmetmeye, devlet kadrolarını paylaşmaya, bürokrasi içerisinde kendi hiyerarşisini oluşturmaya ya da devlet iradesinin üzerinde başka bir irade kurmaya yönelmesi hâlinde devletin buna kesinlikle izin vermemesi gerektiğini belirtti.
Sayan’ın açıklamasındaki en dikkat çekici bölüm ise şu ifadeler oldu:
“Namaz kılmak suç değildir. Sohbete gitmek suç değildir. Kur’an öğrenmek ve öğretmek suç değildir. Bir cemaate mensup olmak tek başına suç değildir. Suç, dini kullanarak devlet içerisinde devlet kurmaya kalkışmaktır.”
“Devlet Algıyla Değil, Delille Hareket Etmeli”
Devletin sosyal medya kampanyaları, televizyon manşetleri veya oluşturulan algılar üzerinden hareket etmemesi gerektiğini savunan Sayan; suç isnatlarında isimlere, aidiyetlere ve genellemelere değil, somut delillere bakılması çağrısında bulundu.
Devlet içerisinde paralel bir yapı kuranların, yabancı istihbarat örgütleriyle ilişki geliştirenlerin ve dini siyasi ya da ekonomik menfaatlerinin aracı hâline getirenlerin hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini belirten Sayan, suç işlemeyen insanların inançları nedeniyle zan altında bırakılmasına karşı çıktı.
Sayan, açıklamasını şu mesajlarla tamamladı:
“Devletin büyüklüğü herkesi aynı torbaya doldurmak değildir. Devletin büyüklüğü; siyasi cemaatle dindar cemaati, paralel yapıyla manevi yapıyı, suçluyla masumu birbirinden ayırabilmesidir.”
“Dindar insanı koru, siyasi paralel yapıyla mücadele et! İnanca özgürlük, suça hukuk, paralel yapıya sıfır tolerans!”