VEYSEL ÇAĞLAR YAZDI..”KIRGIZİSTAN‘A DAİR”
Kurban Bayramı vesilesiyle bayram boyunca Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te bulunma fırsatı elde ettim. Bu süreçte ülkeyi, şehri ve insanları yakından tanıma imkânım oldu. Bu kadim kültüre, köklü medeniyete ve aziz millete dair gördüklerimi ve hissettiklerimi sizlerle paylaşmak istedim.
Her şeyden önce insanların fiziksel yapıları dikkat çekiciydi. Genel olarak iri yapılı, güçlü ve temiz görünüşlü insanlarla karşılaştık. Ancak beni en çok etkileyen husus, onların nezaketi ve saygısı oldu. Son derece kibar, anlayışlı ve zarif insanlardı. Bu durum günlük hayatın her alanına yansımıştı.
Şehirde sigara içen insan sayısı yok denecek kadar azdı. Karşılaştığımız birkaç kişi sigara içiyordu. Onlar ise çevresine karşı son derece hassas davranıyordu. Bu durum hem ahlaki hem de sosyal sorumluluk bilincinin güzel bir yansıması olarak dikkat çekiyordu.
Şehrin temizliği de göze çarpan hususlardan biriydi. Elbette bunun birçok sebebi vardır. Örneğin sokaklarda neredeyse hiç kedi veya köpek görmedik. Milyonluk bir şehirde bu kadar az sokak hayvanıyla karşılaşmak, şehir düzeni açısından önemli bir gösterge olarak değerlendirilebilir.
İnsanların nezaketi günlük hayatın her alanında hissediliyor. Özellikle trafik kültürü bizi oldukça etkiledi. Bir yaya, yaya geçidinde ister telefonla konuşsun, ister yavaş yürüsün, ister dalgın olsun; bütün araçlar duruyor ve ona öncelik tanıyor. Kimse korna çalmıyor, kimse acele ettirmiyor. Bu sabır ve anlayış gerçekten takdire şayan.
Araçlardan bahsetmişken; şehirde kullanılan araçların önemli bir kısmı lüks sınıfta yer alıyor. Bununla birlikte araçların büyük çoğunluğu maalesef Çin menşeli. Buradaki “maalesef” ifadem, ekonomik tercihten ziyade kültürel etkilenmeye yöneliktir. Bir medeniyetin başka bir medeniyetin ekonomik ve kültürel etkisi altına girmesi uzun vadede bazı riskleri beraberinde getirebilir. Ancak sınır komşuluğu ve ekonomik avantajlar dikkate alındığında bunun Kırgızistan açısından anlaşılır sebepleri de bulunmaktadır.
Aslında Kırgızistan üzerindeki dış etkinin yalnızca Çin ile sınırlı olmadığını görmek mümkün. Ülkenin sokaklarına, mimarisine ve şehir planlamasına bakıldığında Sovyetler Birliği döneminin izleri hâlâ açık şekilde hissediliyor. Son yıllarda ise bu etkinin giderek Çin’e doğru kaydığı görülüyor. Ekonomik ilişkilerden kültürel alışkanlıklara kadar birçok alanda bu değişim hissediliyor.
Hatta bazı yerel kişilerle yaptığımız sohbetlerde, Kırgız kızlarının Çinlilerle evliliklerinin giderek arttığı ifade edildi. Benzer durum Ruslar için de geçerli olmakla birlikte, son dönemde Çin etkisinin daha belirgin olduğu söylenebilir. Bu durum bazı açılardan kültürel erozyon riskini de beraberinde getiriyor.
Buna rağmen Kırgız halkının kendi gelenek ve göreneklerine bağlılığını koruduğunu görmek sevindirici. Tarih boyunca göçebe yaşam tarzının hâkim olduğu bu coğrafyada, o kültürün izleri hâlâ canlı şekilde yaşatılıyor. Şehirler gelişmiş olsa da köy hayatı önemini koruyor. Üstelik köylerin birçoğu son derece düzenli, yeşil ve konforlu. Hatta bazı köyler, birçok ülkenin şehirlerinden daha yaşanabilir bir görüntü sunuyor.
Kıyafetlerde de geleneksel kültürün izlerini görmek mümkün. Özellikle Kırgızlara özgü kalpak ve çeşitli yöresel şapkalar oldukça yaygın. Erkeklerin büyük çoğunluğu günlük hayatta bu kültürel unsurları kullanmaya devam ediyor. Bu durum geçmişle bağlarını koruduklarının güzel bir göstergesi.
İnanç boyutuna baktığımızda ise ülke nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman. İnsanlar Allah’a ve Peygamber’e bağlılıklarını samimi bir şekilde yaşıyor. Hanefî mezhebi yaygın durumda ve namaz konusunda oldukça hassaslar. Vakit namazlarına önem veriyorlar.
Ancak dikkatimi çeken ilginç bir husus da vardı. Camiî sayısı beklediğimiz kadar fazla değildi. Buna karşılık birçok binada ve iş merkezinde namazhaneler bulunuyor. Adeta bizim mescit kültürümüzün daha yaygın bir versiyonu gibi. Bunun sonucu olarak ezan sesini çok sık duyamadık. Elbette bu durum insanların ibadete ilgisiz olduğu anlamına gelmiyor. Aksine son derece çalışkan ve ibadetlerine bağlı insanlar.
Bayram tatili bunun güzel bir örneği. Bizde dokuz gün sürebilen bayram tatili, Kırgızistan’da yalnızca bir gün resmî tatil olarak uygulanıyor. Buna rağmen insanlar bundan şikâyet etmiyor. Çalışmayı da ibadet etmeyi de seviyorlar.
Kırgız halkının en belirgin özelliklerinden biri çalışkanlıkları. Göbekli insan sayısı oldukça az. İnsanların büyük kısmı sağlıklı ve dinç görünüyor. Bu durum disiplinli yaşam tarzlarının doğal bir sonucu gibi duruyor.
Bir başka dikkat çekici nokta ise atasözleri ve deyimlerdi. Kırgızların kullandığı birçok atasözü Türkçeye çevrildiğinde bizim atasözlerimizle neredeyse birebir aynı anlamı taşıyor. Bu da aslında ortak bir medeniyet havzasının çocukları olduğumuzu gösteriyor.
İlginç gözlemlerden biri de su tüketimiyle ilgiliydi. Şehir genelinde insanların su tüketiminin oldukça düşük olduğunu fark ettik. Buna rağmen içme suyu fiyatları yüksekti; hatta bazı yerlerde sütten daha pahalıydı. Evlerde kullanılan su, elektrik ise oldukça uygun fiyatlıydı. Bu durumun sebebini tam olarak çözemedik.
Çay kültürü ise bize oldukça tanıdık geldi. Kırgızlar da çayı çok seviyor. Ancak önemli bir fark var: Çayı genellikle yemekle birlikte tüketiyorlar. Bizde ise daha çok yemek sonrasında içilmesi tercih edilir.
Teknolojik gelişmeler de günlük hayata yansımış durumda. Şehrin merkezinde insanlar dilencilere bile barkod sistemiyle yardım yapabiliyor. Bu manzara gerçekten dikkat çekiciydi.
Sonuç olarak: Bir medeniyet ne kadar farklı kültürlerin etkisine maruz kalırsa kalsın, özünü koruduğu sürece varlığını sürdürmeye devam ediyor. Kırgızistan da bunun güzel örneklerinden biri. Gelenekleriyle modern dünyayı bir arada yaşatmaya çalışan bu kardeş millet, köklerinden aldığı güçle geleceğe yürüyor.
Kırgızistan’ın kültürüne bağlılığı, Türkiye ile olan benzerlikleri ve ortak tarihî hafızamız bana bir kez daha aynı medeniyet ağacının dalları olduğumuzu hatırlattı.
Herkesin bu güzel ülkeyi görmesini, bu samimi insanlarla tanışmasını gönülden tavsiye ederim.
çok güzel bir yazı keyif alaarak okudum kaleminize sağlık değerli hocam…