Bir Şehri Düşlemek

BE69DB77-4964-4B76-BDED-2AD9BD402AF2

Bir şehri düşlemek, harita üzerindeki bir noktayı, yükselen binaları ya da kalabalık caddeleri, taştan ve topraktan ibaret bir mekânı hayal etmek değil; yarım kalan bir hikâyeyi, bir insanı ya da geçmişin izlerini zihinde yeniden kurmaktır. Her sokak başı, her duvar köşesi, yıkık veya ihtişamlı, boyalı veya boyasız, tuğlalı, taşlı, briketli evlerin hatırası, birilerinin hayalini ve sesini taşır. Bu nedenle şehirler yalnızca yaşadığımız yerler değil, ruhumuzun iz bıraktığı sığınaklardır. Bu düşlem teması bazen bireyin kendi sesini duyurma çabasıyla ve hayatta kalma güdüsüyle de kesişir.

Duygularla, anılarla ve kokularla örülen, yaşayan ve zihinden zihine aktarılan ölümsüz bir düştür bu.

Bir şehri düşlemek, aslında o şehrin sokaklarında bıraktığımız bir çocukluğu, yarım kalmış bir hayali ya da geleceğe dair beslediğimiz umutları yeniden inşa etmektir. Her düş, o şehre ait bir aidiyet arayışıdır.

İnsan, yaşadığı şehre sadece ayak izlerini değil, ruhunun zerrelerini de bırakır. Zamanla yollar ayrılıp mesafeler araya girdiğinde, zihindeki o şehir gerçeğinden çok daha büyüleyici bir hâl alır. Bu düş geriye yağmur sonrasındaki toprak kokusunu, bir bankta edilen derin sohbeti, bir dere kenarındaki rüzgârın serinliğini veya kıraathanelerdeki bir bardak çayın sıcaklığını bırakır. Edebiyatta ve müzikte de bu yüzden “bir şehri düşlemek” sıklıkla birlikte yaşadığımız mekânları ve insanları özlemekle eş değer görülür. Çünkü mekânları anlamlı kılan, düşlerimizin içinde yer edinmiş yakınlarımız, atalarımızın kabir izleri ve hikâyelerimizdir. Bizler bir şehri özlerken, aslında o şehrin dokusunda kendimiz olabildiğimiz o eski zamanları özleriz.

Düşlenen bu şehirler bununla da sınırlı değildir; bazen de hiç gidilmemiş, sadece zihinde çizilmiş ütopik sığınaklarda düşlerimizle olabilmektedir. İnsan, gerçeğin ağırlığından kaçmak istediğinde kafasında adil, huzurlu ve her köşesi sanatla, nezaketle örülmüş bir şehir tasarlar. Bu yönüyle bir şehri düşlemek, bir nevi geleceğe doğru atılan umut adımıdır. Şairlerin dizelerinde, şarkıların nakaratlarında yankılanan o uzak şehirler, bize hayal kurma gücümüzü ve yaşama sevincimizi hatırlatan en güçlü simgelerden biri hâline gelmektedir. Örneğin, dillere pelesenk olmuş “Orda Bir Köy Var Uzakta” şarkısı gibi: “Gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür.” Şimdi dizelerdeki köy yerine düş koyalım. “O düş bizim düşümüzdür.” sözüne binaen şekillenir umutlarımız.

Sonuç olarak, bir şehri düşlemek insanın kendi iç dünyasına yaptığı sessiz bir yolculuktur. Gözlerimizi kapattığımızda canlanan o sokaklar, köprüler ve ışıklar, aslında içimizde taşıdığımız sevginin, hasretin ve umudun mimari birer yansımasıdır. Şehirler değişebilir, yıkılabilir ya da baştan inşa edilebilir; fakat zihnimizde düşlediğimiz ve ruhumuzla bağ kurduğumuz o gizli şehir, biz izin vermediğimiz sürece asla kaybolmayacaktır.

1 thought on “Bir Şehri Düşlemek

  1. Emeğine, yüreğine, kalemine yüce gönlünüze sağlık kardeşim.
    Sevdayı, hasreti, gurbeti, umudu, sabrı, sebatı çok güzel ifade etmişsiniz.
    Canı gönülden tebrik ediyorum.
    Selam, sevgi ve muhabbetleri mi yolluyorum…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir