AĞRI TRAFİKTE NEFES ALAMIYOR!

IMG-20260827-WA0018

Bir şehir her gün aynı çileyi yaşamak zorunda mı?

Sabah evden çıkıyoruz…

İşe yetişmeye çalışıyoruz.

Çocuğumuzu okula bırakıyoruz.

Hastaneye gitmeye çalışıyoruz.

Ama Ağrı’da bazı saatlerde yola çıktığımızda hedefimize değil, trafiğin insafına kalıyoruz.

Dakikalarca hareket etmeyen araçlar…

Korna sesleri…

Yol kenarına bırakılmış araçlar…

Yaya geçidinde oluşan kuyruklar…

Kavşaklarda birbirine giren araçlar…

Ve her gün aynı manzara:

Ağrı trafikte nefes alamıyor.

Bu yazıyı birilerini suçlamak için değil, artık herkesin gördüğü bir soruna dikkat çekmek için yazıyorum.

Çünkü mesele artık “trafik biraz yoğun” meselesi değildir.

Mesele, günlük hayatımızın ciddi şekilde aksaması meselesidir.

TOKİ IŞIKLARI: TRAFİĞİN DÜĞÜMLENDİĞİ NOKTA

Ağrı’da özellikle TOKİ ışıkları, yoğun saatlerde sürücülerin en çok zorlandığı noktalardan biri haline geliyor.

Bir yönden gelen araç yoğunluğu diğer yönü etkiliyor.

Işıkların bulunduğu bölgede birkaç dakikalık bir sıkışıklık, kısa süre içerisinde geriye doğru uzayan araç kuyruğuna dönüşebiliyor.

Burada sadece ışıkların süresine bakmak yetmez.

Kavşağın tamamının trafik akışı içerisinde yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.

Işık süreleri yoğunluğa göre düzenlenebilir mi?

Sağa ve sola dönüşlerde ayrı şerit uygulaması yapılabilir mi?

Yoğun saatlerde trafik ekipleriyle akış desteklenebilir mi?

Bunların hepsi masaya yatırılmalı.

Çünkü bir kavşakta oluşan küçük bir problem, birkaç yüz metre sonra şehrin başka bir noktasında büyük bir trafik sorununa dönüşüyor.

TUGAY IŞIKLARI: BİR BAŞKA KRİTİK NOKTA

Bir diğer önemli nokta ise Tugay ışıkları.

Özellikle sabah ve akşam saatlerinde burada yaşanan yoğunluk, sürücülerin sabrını zorluyor.

Kavşaklara aynı anda yüklenen araçlar…

Işıklarda bekleyen uzun kuyruklar…

Dönüş yapmak isteyen araçlar…

Ve arka arkaya gelen araçların oluşturduğu yoğunluk…

Burada da trafik mühendisliği açısından yeni bir düzenleme yapılması gerekiyor.

Belki ışık sürelerinin yeniden ayarlanması…

Belki dönüş ceplerinin oluşturulması…

Belki şerit düzenlemesi…

Belki de yoğun saatlerde farklı bir trafik yönetimi…

Çözüm neyse, bilimsel olarak tespit edilsin ve uygulansın.

Çünkü trafik ışığı sadece kırmızı, sarı ve yeşilden ibaret değildir.

Yanlış planlanan bir ışık sistemi, kilometrelerce trafiği kilitleyebilir.

KARDEŞLER FIRINI’NDAN TARIM MÜDÜRLÜĞÜ’NE: PARK MI, TRAFİK Mİ?

Şimdi gelelim herkesin bildiği başka bir probleme…

Kardeşler Fırını civarından Tarım Müdürlüğü’ne kadar olan güzergâh.

Bu bölümde yol kenarındaki araç parkları, özellikle yoğun saatlerde trafik akışını ciddi şekilde etkiliyor.

Burada araç parkının yasaklanması ve bunun etkin şekilde denetlenmesi değerlendirilmeli.

Fakat sadece bir tarafı düşünmek de yeterli değil.

Dönüş güzergâhında;

Unpa Fırını civarından Sultan Sofrası’na kadar olan bölümde de araç parkının yasaklanması trafik akışını rahatlatabilecek önemli bir adım olabilir.

Bunun yanında vatandaşın ihtiyacı da göz ardı edilmemeli.

Kısa süreli indirme-bindirme alanları ve uygun noktalarda park cepleri oluşturulmalı.

Yani amaç vatandaşı cezalandırmak değil;

yolu tekrar yol haline getirmek.

CUMHURİYET CADDESİ – ESKİ VAN CADDESİ: O YAYA GEÇİDİ

Bir diğer kritik nokta…

Cumhuriyet Caddesi girişi ile Eski Van Caddesi arasındaki yaya geçidi.

Burada yaya geçişi sırasında araçların yavaşlamasıyla birlikte trafik arkasında birikiyor.

Bir süre sonra yaya güvenliği ile araç trafiği birbirini etkileyen bir noktaya geliyor.

Peki neden burada alternatif bir çözüm düşünülmesin?

Uygun teknik şartlar sağlanıyorsa yayalar için alt geçit yapılması neden değerlendirilmesin?

Alternatif olarak üst geçit, sinyalizasyon sistemi, kontrollü geçiş veya yaya geçidinin yeniden konumlandırılması da değerlendirilebilir.

Burada önemli olan tek bir proje üzerinde ısrar etmek değil.

Doğru çözümü bulmak.

VE OKULLAR AÇILIYOR!

Asıl mesele şimdi başlıyor.

Okullar açıldığında bu trafik ne olacak?

Sabah saatlerinde yüzlerce öğrenci…

Veliler…

Servis araçları…

Öğretmenler…

İşe gitmeye çalışan vatandaşlar…

Hepsi aynı saatlerde yollarda olacak.

Bugün yaşanan yoğunluk okul sezonunda daha da ağırlaşabilir.

Bu nedenle okul açıldıktan sonra müdahale etmek yerine şimdiden hazırlık yapılması gerekiyor.

Okul çevrelerinde;

– Çift sıra parkın önlenmesi,
– Servis araçları için belirli alanların oluşturulması,
– Sabah ve çıkış saatlerinde trafik ekiplerinin kritik noktalarda görev yapması,
– Okul önlerinde trafik akışının yeniden düzenlenmesi,
– Gerekli noktalarda yaya güvenliği tedbirlerinin artırılması

artık bir tercih değil, ihtiyaçtır.

BİR ŞEHİRDE TRAFİK SADECE ARAÇLARIN MESELESİ DEĞİLDİR

Trafik sorununun bir tarafında kurumlar var.

Ama diğer tarafında biz varız.

Yaya geçidine araç bırakmayacağız.

Kavşak ağzına park etmeyeceğiz.

İkinci sıra park yapmayacağız.

“İki dakikalığına” diyerek yolu kapatmayacağız.

Kurallara uyacağız.

Çünkü bazen bir kişinin yaptığı yanlış, arkasında yüzlerce kişinin beklemesine neden oluyor.

Trafik kültürü de en az trafik düzenlemesi kadar önemli.

AĞRI İÇİN ARTIK GÜNÜ KURTARAN DEĞİL, KÖKTEN ÇÖZÜM GEREKİYOR

TOKİ ışıkları…

Tugay ışıkları…

Kardeşler Fırını – Tarım Müdürlüğü güzergâhı…

Unpa Fırını – Sultan Sofrası hattı…

Cumhuriyet Caddesi – Eski Van Caddesi arasındaki yaya geçidi…

Okul bölgeleri…

Bunların her biri tek tek ele alınmalı.

Trafik yoğunluğu hangi saatlerde artıyor?

Hangi kavşakta kaç araç bekliyor?

Hangi ışık süresi trafiği rahatlatır?

Nerede park yasağı uygulanmalı?

Nerede yaya geçidi değiştirilmeli?

Nerede alt geçit, üst geçit veya farklı bir çözüm gerekli?

Bunların tamamı teknik olarak incelenebilir.

 

ARTIK BİRİLERİNİN DÜĞMEYE BASMASI GEREKİYOR

Bu şehirde yaşayan herkes aynı şeyi söylüyor:

“Trafik çok yoğun.”

Ama artık sadece söylemek yetmez.

Çözüm konuşmalıyız.

Öneri sunmalıyız.

Yetkililerle birlikte masaya oturmalıyız.

Vatandaşın sesini dinlemeliyiz.

Esnafın yaşadığı problemi görmeliyiz.

Sürücünün yaşadığı sıkıntıyı anlamalıyız.

Yayanın güvenliğini düşünmeliyiz.

Ve en önemlisi:

OKULLAR AÇILMADAN ÖNCE HAREKETE GEÇMELİYİZ.

Çünkü birkaç hafta sonra aynı caddelerde aynı araçlarla, aynı ışıklarda, aynı yaya geçitlerinde çok daha büyük bir yoğunlukla karşılaşabiliriz.

SON SÖZ

Bu yazı bir şikâyet değil.

Bu yazı bir çağrı.

Ağrı’nın trafik sorununu artık günlük tartışmaların konusu olmaktan çıkarıp, çözülmesi gereken ciddi bir şehir meselesi olarak ele alalım.

TOKİ ışıklarını inceleyelim.

Tugay ışıklarını inceleyelim.

Park düzenini yeniden düşünelim.

Yaya geçitlerini yeniden değerlendirelim.

Okul bölgelerine özel trafik planı hazırlayalım.

Gerekirse alt geçit, üst geçit, yeni sinyalizasyon veya alternatif güzergâhları değerlendirelim.

Çünkü vatandaşın istediği çok büyük bir şey değil.

İşe giderken yolda kalmamak…

Çocuğunu okula güvenle götürmek…

Ambulansın trafikte beklememesi…

Yayaların güvenle karşıdan karşıya geçebilmesi…

Ve akşam evine giderken saatlerini trafikte kaybetmemek…

Bunlar lüks değil.

Bunlar bir şehirde yaşamanın en temel ihtiyaçlarıdır.

Ağrı’da artık korna seslerini değil, çözüm seslerini duymak istiyoruz.

Trafikte bekleyen değil, akan bir Ağrı istiyoruz.

Ve bunun için bugün soruyu sormanın tam zamanı:

“AĞRI’NIN TRAFİĞİ İÇİN DAHA NE KADAR BEKLEYECEĞİZ?”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir