Vali Önder Bozkurt Devletin Kapılarını Halka Açtı

IMG_2665

Merhaba serhat şehrim…

Bugün sizlere bir basın toplantısını değil, bir ilk izlenimi, bir yönetim anlayışını ve belki de uzun zamandır bu şehirde özlemi hissedilen bir devlet–vatandaş yakınlaşmasını kendi gözlerimden aktarmak istiyorum.

Ağrı Valiliği’nin basınla buluşma kahvaltısında, sadece notlar alınmadı; aynı zamanda zihnimizde birçok soru netleşti, birçok beklenti anlam kazandı.

Henüz görevine yeni başlamış bir vali…

Ama daha ilk temasında şu duyguyu veriyor:

“Bu şehirle mesafeli değilim.”

Sayın Vali Önder Bozkurt’un en dikkat çeken yönlerinden biri, iletişim konusundaki netliği ve doğallığı. Söylediği her cümlede yapmacıklıktan uzak, doğrudan ve samimi bir üslup var.

Ne protokol duvarı, ne mesafe koyan bir resmiyet…

Basınla ayda bir  bir düzenli buluşma kararı, aslında başlı başına güçlü bir mesajdır.

Bu, “Ben sadece konuşulanı dinlemeye değil, söyleneni dikkate almaya geldim” demektir.

Ve çok kıymetli bir cümle kurdu:

“Basının yazacağı her doğru kelimenin yanındayız.”

Bu cümle; eleştiriden korkmayan, doğruyu düşman değil yol arkadaşı gören bir anlayışın açık ifadesidir.

Şeffaflığın  Bir Slogan Değil, Bir İke olduğunu gösterdi bizlere..

Şeffaflık bugün birçok yerde sadece bir kelime…

Ama burada bir niyet, hatta bir yönetim omurgası olarak karşımıza çıkıyor.

Sorulardan kaçmayan, süreci kapalı kapılar ardında değil, kamuoyu önünde yürütmeyi tercih eden bir duruş.

Devletin kapısının vatandaşa kapalı değil, açık ve ulaşılabilir olması gerektiğini bilen bir bakış açısı.

Bu şehirde insanlar çoğu zaman şunu hissetti:

“Devlet var ama bize uzak.

Bugün ise ilk kez şu hissi net biçimde almak mümkün:

“Devlet burada ve bizi duyuyor.”

 

Vali Bozkurt’un altını özellikle çizdiği bir diğer nokta ise kollektif düşünce.

Şehrin sorunlarını tek merkezden değil; basınıyla, sivil toplumuyla, vatandaşlarıyla birlikte ele alma iradesi.

Bu yaklaşım şunu söylüyor:

Bir şehir, tek akılla değil; ortak akılla büyür.

Ağrı’nın yıllardır konuştuğu ama bir türlü hayata geçiremediği “katma değer” meselesi, ancak bu anlayışla mümkündür.

Çünkü katma değer; betonla değil, güvenle, iş birliğiyle ve insan sermayesiyle oluşur.

İdealizm, Disiplin ve Dürüstlük kavramını içselleştirdiğini gördüm..

Dakik…

Disiplinli…

Mütevazı…

Bunlar basit sıfatlar gibi görünür ama kamu yönetiminde belirleyici unsurlardır.

İdealist bir duruş; “ben bu koltukta bulunuyorum” değil,

“ben bu şehre hizmet etmek zorundayım” bilincidir.

Ve bu bilinç, söze değil tavır ve davranışa yansıyorsa anlamlıdır.

Evet Kadim Şehrim..

Ağrı; çok beklemiş, çok sabretmiş, çoğu zaman görmezden gelinmiş bir serhat şehridir.

Ama aynı zamanda potansiyeli yüksek, insanı güçlü, vicdanı diri bir memlekettir.

Bugün atılan bu ilk adımlar, eğer aynı kararlılıkla devam ederse;

devlet ile halk arasında sadece bir yönetim ilişkisi değil,

bir güven köprüsü kurulabilir.

Ve işte o zaman bu şehir gerçekten ayağa kalkar.

Biz izlemeye, yazmaya ve doğruyu söylemeye devam edeceğiz.

Çünkü bu şehir, bunu hak ediyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir