Ağrı’yı Hizmetle Mi Yöneteceksiniz, Algıyla mı Oyalayacaksınız?

0FD45557-2795-4A87-BB7C-B2C2C3F415A3

Ağrı yıllardır aynı kaderin içinde sıkışıp kalan bir şehir…

Kış gelince yollar kapanan,
yağmur yağınca çamura teslim olan,
gençleri göç eden,
yatırımı sınırlı,
umudu sürekli ertelenen bir şehir…

Ve bu şehir artık laf değil, eser görmek istiyor.

Bugün dönüp son yıllara baktığımızda, Ağrı siyasetinde çok net bir tablo ortaya çıkıyor:

Bir tarafta eksikleriyle birlikte ortaya somut işler koyanlar, diğer tarafta ise sloganla, mağduriyet edebiyatıyla ve algı siyasetiyle günü kurtarmaya çalışanlar…

2019 yılında göreve gelen eski Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan hakkında herkesin farklı bir siyasi görüşü olabilir. Eleştiren de olur, destekleyen de… Ancak dürüst olmak gerekir ki; hizmet söz konusu olduğunda ortaya çıkan tabloyu inkâr etmek, gerçekle kavga etmektir.

Çünkü o dönemde şehirde sadece konuşulmadı, icraat da yapıldı.

Servislerin kamulaştırılmasıyla belediyenin kontrol alanı genişletildi.
Asfalt plenti kurularak üretim altyapısı oluşturuldu.
Belediyeye ait mülkler tespit edilip kira sözleşmeleri sisteme bağlandı.
Sürekli kiralık araç düzeni yerine belediyeye demirbaş kazandırıldı.
Ahırlar Projesi gibi şehir estetiğini ilgilendiren başlıklar gündeme taşındı.
Murat Nehri çevresinde dere ıslah çalışmaları yapıldı.
Türkiye’nin en ucuz toplu taşıma uygulamalarından biri hayata geçirildi.
Halk Ekmek projesiyle dar gelirlinin yükü hafifletilmeye çalışıldı.
Yaklaşık 200 kilometrelik yol çalışması gerçekleştirildi.

En önemlisi de; onca ekonomik tartışmaya rağmen belediyeye ait tek bir mülkün satılmadığı ifade edildi.

Evet…
Savcı Sayan’ın üslubu sertti.(KABADAYILARA)

Tartışmaları oldu.
Eleştirildiği noktalar da vardı.

Ama bugün ortaya çıkan tabloya bakıldığında, mevcut yönetimle kıyaslandığında belediyecilik refleksinin çok daha güçlü olduğu yönünde şehirde ciddi bir kanaat oluşmuş durumda.

Çünkü belediyecilik; tweet atmakla, slogan üretmekle ya da sürekli mağduriyet dili kurmakla yapılmaz.

Belediyecilik kriz yönetmektir.
Karla mücadeledir.
Sahada olmaktır.
Şehri ayakta tutmaktır.

31 Mart 2024 sonrası göreve gelen Hazal Aras yönetimine bakıldığında ise vatandaşın beklentisinin oldukça altında kalan bir tablo dikkat çekiyor.

 

Özellikle kış sürecinde ortaya çıkan görüntüler, belediyecilik anlamında ciddi soru işaretleri doğurdu.

Kar altında kalan yollar,
ulaşımda yaşanan sıkıntılar,
sahadaki koordinasyon eksikliği…

Ve bütün bunların yanında şu ana kadar kamuoyuna sunulan hizmetlerin büyük ölçüde kent meydanı, kent otoparkı ve birkaç park-bahçe çalışmasıyla sınırlı kaldığı yönünde yoğun eleştiriler var.

Daha da dikkat çekici olan ise belediyeye ait bazı arazilerin satışa çıkarılması tartışmaları…

Bir dönem “tek bir belediye mülkü satılmadı” denilen bir yönetim anlayışından, bugün belediye arazilerinin satışının konuşulduğu bir noktaya gelinmesi vatandaşın zihninde doğal olarak büyük bir karşılaştırma oluşturuyor.

 

Peki ya milletvekilliği makamı?

2023 seçimlerinde Yeşil Sol Parti’den milletvekili seçilen Sırrı Sakık ise kamuoyunda giderek büyüyen başka bir eleştirinin merkezinde bulunuyor.

 

Çünkü insanlar artık şunu sorguluyor:
Bu şehir hizmet beklerken neden sürekli başka gündemler konuşuluyor?
Neden yatırım yerine gerilim üretiliyor?
Neden proje yerine algı yönetiliyor?

 

Milletvekilliği makamı; halkın duygularını sürekli siyasi zeminde diri tutup gündemi manipüle etmek için değil, şehre yatırım taşımak, Ankara’da Ağrı’nın hakkını savunmak ve çözüm üretmek için vardır.

 

Ancak bugün bakıldığında; belediyecilikte yaşanan eksiklerin üzerinin sürekli farklı tartışmalarla örtülmeye çalışıldığı yönünde ciddi bir toplumsal kanaat oluşmuş durumda.

Ağrı’nın artık hamasi söylemlere değil;
yatırıma,
üretime,
altyapıya,
ulaşıma,
istihdama ihtiyacı var.

 

Bu şehir yıllardır ideolojik tartışmaların yükünü taşıyor.
Ama unutulan bir şey var:
İdeoloji bozuk yolu düzeltmiyor.
Algı siyaseti kar temizlemiyor.
Mağduriyet edebiyatı yatırım getirmiyor.

 

Artık insanların baktığı tek şey şu:
Kim bu şehre ne kazandırdı?

Ve siyaset ne kadar sert olursa olsun, bu sorunun cevabı sahada veriliyor.

Ağrı halkı artık slogan değil, sonuç görmek istiyor.

Çünkü bu şehir; duygular üzerinden yönetilecek kadar küçük değil, hizmet bekleyecek kadar da sahipsiz değildir.

Evet Benim Kadim Şehrim..

Ayşe Teyzemin, Fatma Ninemin yaşadığı kısa bir ömür yolculuğunda hizmetten geri kalmış güzel şehrim..

Vallahi de Billahi de “ bizleri ideolojik saplantı ile oyalıyorlar..

Bizlere hizmet gelmemesi adına duygularımızı sömürmekten hiç ama hiç çekinmiyorlar..

Kimileri bu yazımıza ithafen girip bizlere onlarca, yüzlerce hakaret edecekler belkide..

Olsun.. Biz onların da güzel bir şehirde yaşaması ve çocuklarına miras bırakacakları kaliteli bir şehir olması adına mücadelemizi vermeye devam edeceğiz..

Sevgili Hemşehrilerim..

Kimsenin sizi sömürmesine ve kandırmasına asla izin vermeyin..

Hayat akıp gidiyor. Ve bir çoğumuz hayat denen bu mecrada yolu yarıladık bile.

Kimse bizimle beraber mezara girmeyecek.

Unutmayalım ki; Mezarlar tek kişilik.

Bu dünyadan hiçbir fani bir şey götürmedi, götüremeyecek..

Biz İdeoloji değil, hizmet istiyoruz.

Kimseyi kırmadan incitmeden, vatandaşlık hakkımız olan güzel bir şehirde yaşamak istiyoruz.

Edi Bese Yahu!!!

 

Rahmetli Barış Mançonun’da  şarkısında belirtmiş olduğu gibi;

Bana “Yolun’ seç” diyorlarBozuk yolu seçer miyim?(Eğri eğri, doğru doğru)

Emanetî Xwedê bin!!

ÖZEL HABER- Muhammed BALCI

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir