Orta Direk Çökerken

Her yeni bir gün, yeni bir zam demek.
Hayatımız Kemal Sunal’ın Orta Direk Şaban filmine döndü.
Zam, zam, zam…
Çaya zam, şekere zam, gıdaya zam.
Ve şimdi de gece yarısından geçerli olmak üzere motorine zam.
Bu ülkede artık sabah güneş doğmadan önce, bir yerlerde fiyatlar yükseliyor.
Vatandaş sabah kahvaltısına oturmadan önce, yeni bir “tarife”yle uyanıyor.
Alım gücümüz her gün biraz daha eriyor, umutlarımız biraz daha küçülüyor.
Bir Zamanlar “Orta Direk” Vardı
Kemal Sunal’ın Orta Direk Şaban filminde canlandırdığı karakter, aslında bu ülkenin yıllarca ayakta duran omurgasını temsil ediyordu:
Ne zengin, ne fakir…
Kendi yağında kavrulan, emeğiyle geçinen, çocuğunu okutma derdinde olan o sade vatandaş.
O “orta direk” artık yok.
Ya lüksün içine doğmuş bir avuç insan var, ya da her sabah cebinde kalan son kuruşla pazara çıkan milyonlar.
Eskiden “ev alacağım, çocuk okutacağım, tatile gideceğim” diyen insanlar artık “kira nasıl bitecek, faturayı nasıl ödeyeceğim?” diye düşünüyor.
Orta direk çöktü.
Hem de kimsenin duymadığı bir sessizlikle, yavaş yavaş…
Zamların Sessiz Tahribatı
Zam artık haber değeri taşımıyor, çünkü sıradanlaştı.
Bir ülkede zamlar olağan hale gelmişse, orada ekonomi değil, yaşam biçimi bozulmuş demektir.
Bir sabah motorine zam geliyor.
Ertesi gün bu zam, domatese, ekmeğe, ulaşıma, hatta çocuğun okul servisine yansıyor.
Kimse artık tek bir zammın etkisini hesaplayamıyor, çünkü zincirleme bir yangın bu.
Her artış, orta direğin cebinden biraz daha umut çalıyor.
Bir zamanlar “ay sonunu getirmek” bir zorluktu; şimdi “haftayı bitirebilmek” bile mucize.
İnsanlar artık maaşlarını değil, market arabalarını hesaplıyor.
Gece Yarısı Ekonomisi
Dikkat ettiniz mi?
Zamlar hep gece yarısı geliyor.
Sessizce, kimse uyanmadan, kimse sokağa çıkmadan…
Sanki birileri halkın uykusuna güveniyor.
Sabah uyandığımızda, telefonlarımızda yeni fiyatlar, tabelalarda yeni rakamlar beliriyor.
Bu gizlilik, yalnızca bir ekonomik karar değil — aynı zamanda bir toplumsal psikoloji yönetimi.
Çünkü insanlar artık tepki vermeye bile üşeniyor.
Yorgunuz.
Kırgınız.
Ve maalesef alıştık…
Bir Toplum, İkiye Ayrılırken
Orta direk yok olunca, toplumun dengesi de bozulur.
Bir tarafta her şeye gülen, lüks arabasında yakıt fiyatını düşünmeyen bir azınlık;
diğer tarafta arabasına binmeye korkan, pazarda gramla alışveriş yapan milyonlar…
Ekonomi yalnızca rakamlardan ibaret değildir.
Bu, insanların onuruyla, yaşam biçimiyle ilgilidir.
Bir toplumun orta sınıfı çökerse, demokrasi de çöker, umut da.
Çünkü orta direk sadece ekonomik bir terim değil; bu ülkenin vicdanı, emeği, direnci demektir.
Sanal Umutlar, Gerçek Çaresizlik
Yetkililer “sabredin, düzelecek” diyor.
Ama vatandaşın sabrı faturaya, kiraya, pazara yetmiyor.
Her gün “zam” kelimesiyle uyanan bir toplumda, geleceğe dair inanç da zamlanıyor — ulaşılmaz hale geliyor.
Bir zamanlar mizahı ile bize ayna tutan Kemal Sunal, bugün yaşasaydı eminim bu tabloya gülemezdi.
Çünkü artık ortada ne mizah kaldı, ne de umut.
Son Söz: Direği Yeniden Dikelim
Bu ülkenin “orta direği” sadece bir ekonomik tabaka değil, toplumsal bir dengeydi.
Adaletin, emeğin, üretimin omurgasıydı.
O direk yıkıldığında, toplum eğilir; yoksulluk, umutsuzluk ve öfke büyür.
Bugün yeniden ayağa kalkmanın yolu, sadece zamları durdurmak değil;
adaletli, şeffaf, emeğe değer veren bir düzen kurmaktır.
Çünkü bu halk, defalarca yıkıldı ama her defasında ayağa kalkmayı bildi.
Yeter ki bu kez, sırtına yük değil, omzuna destek olalım.
Her yeni gün, yeni bir zam değil — yeni bir umut getirsin.
Yeter artık, bu film bitsin.
Gerçek bir yaşam başlasın.