“Yıl 2026: Ağrı Hâlâ Çukurlarla Mücadele Ediyor!”

Ey şehrin emanetini taşıyanlar…
Bir şehri yönetmek, sadece makam odalarında oturmakla, sosyal medyada birkaç fotoğraf paylaşmakla, süslü cümlelerle gönül almaya çalışmakla olmaz. Bir şehri yönetmek; o şehrin çamuruna basmak, çukuruna düşmek, derdini omuzlamakla olur.
Bugün Ağrı’nın sokaklarında dolaşan her vatandaşın ortak bir şikâyeti var: yollar.
Çukur üstüne çukur, yama üstüne yama…
Direksiyon sallayan her sürücü aslında bir sınav veriyor. Aracını korumaya çalışan vatandaş, resmen kendi imkânlarıyla hayatta kalma mücadelesi veriyor. Süspansiyonlar bitmiş, lastikler yara almış, alt takımlar dağılmış… Bunun adı hizmet eksikliği değil midir?
Kış bitti.
Kar eridi.
Ama görüyoruz ki, belediyenin uykusu henüz dağılmadı.
Soruyoruz:
Bu şehir ne zaman hatırlanacak?
Vatandaşın sabrı ne zaman ciddiye alınacak?
Söylemlerde “insanı merkeze alan” bir anlayıştan bahsediliyor.
Peki icraatta bu insan nerede?
Yolda çukura düşen vatandaş mı insan değil?
Her gün aracını sanayiye götürmek zorunda kalan esnaf mı bu şehrin sakini değil?
Şunu açıkça ifade edelim:
Bu halk artık eski halk değil.
Yıl olmuş 2026.
Düşünen, sorgulayan, hesap soran bir nesil var karşınızda.
Kimse artık hamasetle oyalanmıyor. Kimse “yaptık, ettik” masallarıyla ikna olmuyor.
Yaz ayları geliyor…
Şimdiden uyarıyoruz:
“İki park yaptık” diyerek bu şehrin gözünü boyamaya kalkmayın.
Çünkü o parklar sizin lütfunuz değil.
O yollar sizin şahsi malınız değil.
O hizmetler bir “iyilik” değil.
Bu sizin göreviniz.
Kimse size “gelin bu şehri yönetin” diye yalvarmadı.
Siz talip oldunuz.
Siz söz verdiniz.
Siz bu sorumluluğu üstlendiniz.
O halde şimdi görev zamanı.
Bu halk sizden minnet beklemiyor.
Bu halk sizden sadece işinizi yapmanızı bekliyor.
Artık şunu çok net söylüyoruz:
Bu şehirde hangi parti olursa olsun, bizim duruşumuz değişmez.
Bizim tarafımız Ağrı’dır.
Bizim derdimiz hizmettir.
Parlamentoda hamaset, sosyal medyada görünürlük kovalamanızdan da ayrıca yorulduk …
Bunların hiçbiri bu şehrin çukurunu kapatmıyor.
Hiçbiri bu şehrin sorunlarını çözmüyor.
Aksine, gerçeklerden uzaklaştırıyor.
Ağrı’nın artık süslü cümlelere değil, somut adımlara ihtiyacı var.
Ağrı’nın artık vaatlere değil, icraata ihtiyacı var.
Unutmayın…
Bu millet sabreder ama unutmaz.
Görür, not eder ve günü geldiğinde gereğini yapar.
Biz buradan bir çağrı yapıyoruz:
Makamlarınızı hatırlayın.
Sorumluluğunuzu hatırlayın.
Bu şehrin size emanet edildiğini hatırlayın.
Ve en önemlisi…
İşinizin başına geçin.