IMG_8338

Sabahın erken saatlerinde uyanıp mutfağın yolunu tutan bir anne olarak, mutfakta sessizce kahvaltıyı hazırlarken aynı zamanda kızımın okul kıyafetinin ütüsünü, okula götürülecek beslenmesini, meyve suyunu ve çantadaki tüm okul için gerekli materyallerinin hazır olup olmadığını gözden geçirirdim hep ta ki kızım üniversiteye gidene dek.

Büyüyüp de anne olunca anladım ki anne olmak bambaşka bir dünyaymış; sorumluluk gerektiren bir dünya.

Anne, çocuğu hastalandığında bir an bile uyku girmedengözüne, tüm gece çocuğunun başında bekleyen; çocuğu sınava girmeden okumalara, dualara başlayan; onu okul kapısındançıkar çıkmaz ilk karşılayandır. Anne çocuğunun başarısınıherkesten önce sevinçle paylaşan; yeri geldiğinde öğretmen yeri geldiğinde psikolog olandır. Ana kucağı ise her zaman en çok güven veren, modası hiçbir zaman geçmeyen kucaktır. Kocamandır; açtı mı kollarını anne, sarar evlatlarını birer birer…Kaç çocuğu olursa olsun kapsar o kollar, tüm çocuklarını

Kadın olmak, ana olmak zordur zor!

Bazen kadın çok güçlü görünmek zorunda kalır. Sabrının tükendiği anları da olur, gücünün son noktasında bile direnç göstererek hayata tutunduğu zamanları da.

Kadının dünyasını anlamaya çalışan çok olsa da (açıkkonuşayım) anlayabilen neredeyse hiç yoktur. Çünkü kadın dünyası, bazen en girift cümle kadar anlaşılması zor bazen de bir çocuk kahkahası kadar yüzleri gülümseten, samimiyet barındıran, kolay ve sade bir dünyadır.

Örneğin bir erkek alışverişe gidip üç beş şey alıp çıkarken marketten, kadın; aynı o üç beş şeyi almak için tüm farklı rafları gezer, fiyatları karşılaştırır, ürün içeriklerini okur ve sonunda en mantıklı olanını alır. Bu duruma da stratejik alışveriş mantığı adını koyar. (Yani zaman zaman ben böyle yapıyorum. )

Kadının dünyasında zaman da farklı işler. Erkek “On dakika sonra çıkıyorum” sözcüğünü söyleyince, gerçekten de on dakika sonra oracıkta beliriverirken; kadın, aynı sözüsöyledikten yarım saat sonra, o on dakika işlemeye başlar. Çünkü makyajını yapar; üstüne başına çeki düzen verir, evealınacaklara göz gezdirir hatta ya birisi gelirse diye son dakika ev düzenlemesi bile yapar ve o arada derede su, gaz veelektriği de kontrolden geçirip anca yola çıkar.

Bir kadını tamamen anlamak mümkün olmasa da saygı duymak, değer vermek, onun endişelerine, dertlerine, mutluluğuna, hüznüne, başarısına, başarısızlığına kısacası tüm duygularına kulak vermek çok da zor olmasa gerek.

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk: “Dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir” der. Topluma yön veren kadınlara, eğitim hak tanıyıp onların toplum hayatında birer aktif rol oynamaları yönünde destek verir, atılımlar gerçekleştirir.

“Bir toplumun yarısı zincirler içindeyken diğer yarısı göklere yükselemez” sözleri ile Atatürk, kadınların geri planda bırakıldığı bir toplumda erkeklerin tek başına ilerlemesininmümkün olamayacağını söyler ve toplumu kadın-erkek bir bütün içinde ele alır. Herkesin eşit şekilde gelişimini sağlayabilmesi için kadınların da oy kullanabilmeleri, seçmeve seçilme hakkına sahip olabilmeleri yönünde olanak sağlar. O güçlü kadınlar görmeyi ister.

Çünkü güçlü kadınlar, sadece kendileri için yaşamazlar; ailelerine, çevrelerine yön verir; onların gelişimine katkı sağlar.

Yüce peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) ise; “Kadınlar size Allah’ın emanetidir” sözünü söylerken Veda Hutbesi’nde, kadınların haklarına riayet edilmesini, onlara şefkat ve sevgiyle yaklaşılmasını vurgulayarak, onların erkeklerin malı olmadıklarını, onlara Allah’ın birer emaneti olarak bakılması gerektiğini ve onlara yönelik şiddet veya kötü muamelenin ise emanete hıyanet olduğunu ifade etmektedir.

Günlük hayatın küçük detaylarında fark edilemeyen ama hayatın akışını sessizce şekillendiren kadınların ve emeklerinin daha çok taktir edilmesi dileğiyle

8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir