“Ağrı’da Bir Doktor Var: Hastalarını Değil, İnsanları İyileştiriyor”

Bazı insanlar vardır…
Onlar baktıkları yeri değil, gördükleri insanı önemser.
Bazı hekimler vardır…
Onlar hastalığı değil, hastayı iyileştirir.
Ve bazı doktorlar vardır ki;
Bir çift gözü tedavi ederken, bir şehrin kalbine dokunurlar…
Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Uzm. Göz Doktoru İsmail Taştan, işte bu nadir isimlerden biridir.
Ağrı’nın soğuğunu anlatmaya kelimeler yetmez…
Ama bu şehrin insanının içindeki sıcaklığı da tarif etmek bir o kadar zordur.
Zorlu hayat şartları, uzun kışlar, ekonomik mücadeleler…
İnsanlar burada sadece yaşamaz, direnerek var olur.
Ve bu direnişin içinde en çok ihtiyaç duyulan şeylerden biri de “anlaşılmak”tır.
Hastaneye gelen bir vatandaş, çoğu zaman sadece gözündeki rahatsızlığıyla gelmez.
İçinde biriken yorgunluğu, korkuyu, çaresizliği de getirir.
Biraz ilgi, biraz şefkat, biraz da “değer görme” ihtiyacıyla girer o kapıdan içeri…
İşte tam da bu noktada, Uzm. Dr. İsmail Taştan devreye girer.
Onun muayene odası, sadece teşhis konulan bir yer değildir.
Orası, insanların kendini rahat hissettiği, konuşabildiği, dinlendiğini bildiği bir alandır.
Bir hasta içeri girer…
Belki gözünde bir bulanıklık vardır, ama kalbinde daha büyük bir sıkıntı…
İsmail Taştan, önce o insanın gözlerinin içine bakar.
Sadece hastalığı görmek için değil…
Onu anlamak için.
Bugün Ağrı’da birçok insanın dilinde aynı cümleler dolaşıyor:
“Doktor bey bizi gerçekten dinledi…”
“İlk defa bu kadar içten ilgilenildiğimizi hissettik…”
“Bir doktor gibi değil, evladımız gibi davrandı…”
Bu sözler, bir hekimin başarısını anlatan en güçlü tanımlardır.
Çünkü bu şehirde insanlar sadece iyileşmek istemez…
Aynı zamanda kendilerine değer verildiğini hissetmek ister.
İsmail Taştan’ın farkı tam da burada ortaya çıkar.
O, hastasına yukarıdan bakmaz…
Yanında durur.
O, hastasına mesafeli yaklaşmaz…
Samimiyetle yaklaşır.
O, hastasını aceleyle uğurlamaz…
Dinler, anlar, içini rahatlatır.
Bir yaşlı amcanın “Artık göremiyorum” diye başlayan cümlesinde sadece bir göz rahatsızlığı görmez…
Bir hayatın yavaş yavaş kararmasından duyulan korkuyu hisseder.
Bir annenin çocuğunu getirirken gözlerindeki endişeyi fark eder…
Ve sadece çocuğu değil, o annenin yüreğini de rahatlatır.
Bir gencin bulanık gören dünyasında sadece bir tedavi değil…
Bir umut olur.
Göz doktorluğu, sadece teknik bir branş değildir.
Görmek, insanın hayata tutunma biçimidir.
Bir insanın yeniden net görebilmesi, sadece fiziksel bir iyileşme değildir…
O insanın hayata yeniden umutla bakabilmesidir.
Ve işte Uzm. Dr. İsmail Taştan, bu gerçeği çok iyi bilen bir hekimdir.
O yüzden sadece reçete yazmaz…
İnsanın içindeki karanlığı da aydınlatmaya çalışır.
Bugün belki hastanenin duvarlarında onun adı bir unvanla yazıyor…
Ama bu şehrin insanlarının kalbinde o unvanın çok ötesinde bir yerde duruyor.
O, bir doktor…
Ama aynı zamanda bir kardeş…
Bir evlat…
Bir abi…
İnsanların derdini sadece dinleyen değil, paylaşan…
Sadece tedavi eden değil, sahip çıkan bir isim…
Ve belki de en önemlisi…
Bu şehirde birçok insan, hastaneden çıktığında sadece daha iyi görmeye başlamıyor…
Aynı zamanda kendini daha değerli hissediyor.
Çünkü bazı hekimler vardır…
Onlar sadece gözleri iyileştirmez,
İnsanın hayata bakışını da değiştirir.
İşte Uzm. Dr. İsmail Taştan,
Ağrı’da sadece gözlere değil,
Gönüllere de ışık olan bir isimdir.
ÖZEL HABER-Muhammed BALCI