“Bu Sadece Bir Anjiyo Değil: Ramazan Ozan Üzerinden Bir Şehrin Vicdanı”

MERHABA ATA OCAĞIM…
MERHABA KADİM ŞEHRİM…
Bugün sizlere bir hikâye anlatmayacağım…
Bir dram hiç anlatmayacağım…
Bugün sizlere bu şehrin gerçeğini,
bu şehrin vicdanını anlatacağım…
Geçtiğimiz günlerde çok sevdiğim bir dostumun babası, ani gelişen göğüs ağrısı şikâyetiyle Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin kapısını çaldı.
Hayat bazen randevu sistemine sığmaz…
Ağrı beklemez…
Zaman izin vermez…
İşte tam da böyle bir anda yolları Kardiyoloji Uzmanı Ramazan Ozan ile kesişti.
Randevuları yoktu…
Ama dertleri vardı.
Sistem onları beklemiyordu…
Ama vicdan onları geri çevirmedi…
Ramazan Hoca, yoğunluğun ortasında, yüzlerce hastanın arasında, büyük bir nezaketle şu cümleyi kurdu:
“Randevulu hastalarımı bitireyim, sonra sizi de alacağım…”
İşte bazen bir şehir, tam da bu cümlede saklıdır.
Tetkikler yapıldı…
EKG çekildi…
Ve ardından o kritik karar verildi:
“Hemen anjiyo.”
Saatler ilerledi…
Akşam oldu…
Ve hasta anjiyoya alındı…
Sonrasında ortaya çıkan gerçek ise hepimize bir kez daha hayatın ne kadar ince bir çizgide olduğunu gösterdi:
Ana damar %99 tıkalıydı.
Birkaç gün daha gecikilseydi…
Belki de bugün bir evde yas olacaktı.
Ama olmadı…
Çünkü bir doktor sadece görevini yapmadı…
Bir insanın hayatına dokundu.
Şimdi durup kendimize bakalım…
Biz bu emeğin neresindeyiz?
Bazen sabırsızız…
Bazen kapıyı çalmadan içeri giriyoruz…
Bazen onlarca hastanın içinde sadece kendimizi görüyoruz…
Ama unuttuğumuz bir şey var:
O kapının arkasındaki kişi de bir insan…
Yorulan…
Sorumluluk taşıyan…
Ve çoğu zaman bir hayatı sırtında taşıyan bir insan…
Ey kadim şehir…
Ey serhat diyarının güzel insanları…
Bir zamanlar bu şehirde anjiyo ünitesi yoktu.
İnsanlar Erzurum yollarına umut yüklerdi…
Ve çoğu zaman o umutlar yolda kalırdı…
Bugün geldiğimiz noktada hâlâ eksiklerimiz var, evet…
Ama artık bu şehirde
Ve bu sistem sadece bir doktorun emeğiyle değil;
Hekimiyle, hemşiresiyle, sağlık çalışanıyla…
Ama aynı zamanda;
Hastane yönetimiyle, başhekimliğiyle ve İl Sağlık Müdürlüğü’nün kurduğu doğru koordinasyonla ayakta durmaktadır.
Bugün bir hastanın zamanında anjiyoya alınabiliyor olması;
sadece bir hekimin başarısı değil,
Aynı zamanda başhekimliğin sahadaki hekimlerle kurduğu güçlü iletişimin,
ve İl Sağlık Müdürlüğü ile oluşturulan doğru organizasyonun bir sonucudur.
İşte bu uyum…
Vatandaşa hayat olarak geri döner.
Ramazan Hoca ve onun gibi nice hekimler…
Bu sistemin görünen yüzüdür.
Ama arka planda;
planlayan, organize eden, destekleyen bir yapı vardır.
Ve o yapı doğru çalıştığında;
bir şehir nefes alır.
Şunu açıkça söyleyelim:
Evet, eksiklerimiz var…
Evet, sağlıkta daha iyi bir noktaya gelmeliyiz…
Ama bu şehirde iyi olanı görmeden,
emeği takdir etmeden,
sadece eleştirerek hiçbir yere varamayız.
Bu şehri sevmek;
sadece eksiklerini konuşmak değil,
Doğru yapılanı da sahiplenmektir.
Unutmayalım…
Eğer o gün Ramazan Hoca,
“Randevusuz hasta bakmıyorum” deseydi…
Bugün bir teşekkür değil,
bir ağıt yazıyor olacaktık.
Ama bugün…
Bir hayat kurtarıldı.
Bir aile ayakta kaldı.
Ve bir şehir, aslında ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha gördü.
Bize düşen nedir?
Doktorla kavga etmek değil,
doktorla uyum içinde çalışmak…
Devleti eleştirmek değil,
devletle entegre olmak…
Kapıları zorlamak değil,
doğru şekilde çalmak…
Evde…
Okulda…
Kahvede…
Sokakta…
Bu bilinci yayalım.
Çünkü bu şehir;
ancak bilinçle büyür…
Ancak iş birliğiyle kalkınır…
Son sözüm şudur:
Bu şehir doktoruna sahip çıktığı gün iyileşir…
Bu şehir yöneticisiyle uyum yakaladığı gün güçlenir…
Ve bu şehir, insanıyla bütünleştiği gün gerçek anlamda ayağa kalkar.
Sağlıkla kal kadim şehrim…
Anlayışla kal…
Birlikle kal…
Teşekkürler Ramazan Hoca!!
ÖZEL HABER – MUHAMMED BALCI