Ağrı’da Aylar Sonra Gelen İmar İptali: Zamanın, Harcamanın ve Vatandaşın Bekleyişinin Hesabını Kim Verecek?

EDA2F713-80E5-497A-A1F1-9BF98E720517

Bir şehirde iptal edilen yalnızca bir imar çalışması olmaz. O çalışmaya bağlanan umutlar, ertelenen kararlar, bekletilen insanlar da vardır.

Kâğıt üzerindeki çizgiyi silmek kolaydır. Vatandaşın hayatından geçen zamanı geri getirmek ise mümkün değildir.

Ağrı’da imar revizyonunun geldiği noktaya tam da buradan bakmak gerekiyor. Çünkü mesele, bir kurumun olumsuz görüş vermesi ve belediyenin çalışmayı iptal etmesinden ibaret görülemez. Bu şehrin insanı, aylar süren bir sürecin sonunda neden yeniden belirsizlikle karşı karşıya kaldığını bilmek zorundadır.

Ağrı Belediyesi’nin açıklamasında sözü edilen 12–13 ay, bir yazışmanın bekleme süresi olabilir. Vatandaş içinse hayatından geçen koca bir yıldır.

Bir yıl boyunca kim neyi bekledi? Hangi işlemler ilerledi, hangileri durdu? İhale süreçleri tamamlanıp çalışmalar son aşamaya gelirken, sonucu belirleyecek kurum görüşünün durumu nasıl takip edildi?

Ve şimdi en temel soru:

Geçen zamanın, yapılan çalışmanın ve varsa harcanan kamu parasının hesabını kim açıklayacak?

Belediye, iptalin DSİ 8. Bölge Müdürlüğünden gelen olumsuz görüş nedeniyle gerçekleştiğini belirtiyor. Bu görüşün yaklaşık 12–13 ay sonra iletildiğini söylüyor.

Bu, belediyenin açıklamasıdır. Sürecin bütününü anlayabilmek için DSİ’nin gerekçesini ve tarihli belgeleri de görmek gerekir. Ancak ortadaki belirsizlik, vatandaş adına soru sormamıza engel değildir. Aksine, daha yüksek sesle sormamızı gerektirir.

DSİ hangi teknik gerekçeyle olumsuz görüş verdi? Görüş ne zaman istendi, ne zaman gönderildi? Sakınca planın tamamını mı etkiliyordu? Düzeltme imkânı var mıydı? Varsa neden değerlendirilmedi? Yoksa çalışma neden son aşamaya kadar ilerledi?

“Olumsuz görüş geldi, iptal ettik” cümlesi, bu soruların karşılığı değildir.

Bir şehrin geleceği için yürütülen çalışmayı durdurduğunuzda, o şehirde yaşayan insanlara ayrıntılı açıklama borçlusunuz. Bu borç, birkaç cümleyle kapanmaz.

Ortada taşkın riski veya başka bir güvenlik sorunu varsa açıkça anlatılsın. Hiç kimse vatandaşın güvenliğini tehlikeye atacak bir planın sürdürülmesini istemez. Fakat güvenli planlama ile sürecin zamanında ve doğru yönetilip yönetilmediği ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Teknik sakıncanın bulunması, geçen bir yılın nasıl yönetildiği sorusunu ortadan kaldırmaz.

Ağrı’nın insanı kurumların çalışma takvimine göre yaşamıyor. Kirasının ödeme günü var. Dükkânının gideri var. Ailesinin ihtiyacı var. Yarınını kurmak için vermesi gereken kararlar var.

Ev yapmak, arsasının durumunu öğrenmek, yatırımını planlamak isteyen bir vatandaşın önüne belirsizlik koyduğunuzda, onun hayatını da beklemeye alırsınız. Bu süreçten kaç kişinin, hangi işlemlerde etkilendiği açıklanmalıdır. Çünkü mağduriyetin boyutu, tahminlerle geçiştirilecek bir ayrıntı değildir.

Vatandaşın ömrü, kurumların arasında bekletilecek bir evrak değildir.

Bir yılın kaybını yalnızca takvimden koparılan yapraklarla ölçemezsiniz. Ertelenen bir kararın, yeniden yapılacak bir işlemin, uzayan bir bekleyişin bedeli olabilir. Bu bedelin kimlere ve ne ölçüde yansıdığı ortaya çıkarılmalıdır.

Şimdi gelelim paraya.

Belediyenin açıklamasında ihale süreçlerinin tamamlandığı belirtiliyor. Öyleyse kamuoyu, bu işin mali tablosunu da görmelidir.

Sözleşme bedeli ne kadardı? Bugüne kadar ne kadar ödeme yapıldı? Hangi işler teslim alındı? Hazırlanan çalışmaların ne kadarı kullanılabilecek? İptalin sözleşme açısından sonucu ne olacak? Yeni bir çalışma için yeniden ödeme gerekecek mi?

Bu bilgiler açıklanmadan belirli bir zarar rakamı söyleyemeyiz. Ancak rakamı bilmiyor olmamız, hesabını sormayacağımız anlamına gelmez.

Kaç lira harcandığını bilmiyoruz; öğrenmek istiyoruz. Ne kadarının kayba dönüştüğünü bilmiyoruz; açıklanmasını istiyoruz. Yeni sürecin vatandaşa neye mal olacağını bilmiyoruz; bunun da hesabını istiyoruz.

Çünkü kamu bütçesindeki para, sahipsiz para değildir.

O paranın içinde esnafın ödediği vergi, çalışanın emeği, vatandaşın alın teri vardır. Ağrı’da insanlar temel ihtiyaçlarını karşılamak için hesap yaparken, kamu adına yürütülen bir işin maliyetinin belirsiz kalması kabul edilemez.

Halktan yükümlülüklerini zamanında yerine getirmesi bekleniyorsa, kurumlar da halka karşı yükümlülüklerini zamanında yerine getirmelidir.

Vatandaş ödeme yaparken son tarih bellidir. Peki vatandaşın beklediği açıklamanın son tarihi neden belli değildir?

Bu sorunun muhatabı yalnızca belediye değildir. Belediyenin gecikmeye ilişkin açıklaması karşısında DSİ de süreci kendi belgeleriyle anlatmalıdır. Kim hangi tarihte ne yaptıysa ortaya koymalıdır.

Kurumların birbirini işaret ettiği yerde vatandaşın sorusu arada kaybolmamalıdır.

Bizim aradığımız, tartışmayı kazanacak bir kurum değildir. Ağrı’nın önünü açacak bir çözümdür. Ama çözüm, geçmişte ne olduğunu açıklamadan güven vermez.

Bu yüzden belediye ve DSİ, ilgili meslek odalarının da katılımıyla kamuoyunun önüne çıkmalıdır. Sürecin tarihleri, teknik gerekçeleri, mali durumu ve bundan sonraki adımları anlaşılır biçimde açıklanmalıdır.

Yeni çalışma yapılacaksa başlangıç ve hedef bitiş tarihi belirtilmelidir. Sorun düzeltilecekse hangi işlemle düzeltileceği anlatılmalıdır. Kurumlar arasında koordinasyon eksikliği varsa bunu giderecek sorumlular belirlenmelidir.

Ağrı’ya bir kez daha “bekleyin” denilecekse, önce neyin beklendiği ve ne zamana kadar bekleneceği söylenmelidir.

Bu memleketin insanı sabırlıdır. Fakat sabır, açıklama yapmamanın mazereti olamaz. Vatandaşın sessiz kalması da sürecin doğru yürütüldüğünün kanıtı sayılamaz.

Muhtarlar mahallelerinde bu süreçten etkilenen insanların sorularını toplamalıdır. Meslek odaları teknik dosyayı istemelidir. Sivil toplum kuruluşları ortak ve yazılı bir açıklama talebinde bulunmalıdır. Yerel basın, yeni bir gündem çıktığında bu dosyayı unutmayıp cevapların peşine düşmelidir.

Vatandaş da kendi geleceğini ilgilendiren bu meselede söz sahibi olduğunu hatırlamalıdır.

Belediyeye ve ilgili kurumlara yazılı olarak sorun: İptalin gerekçesi nedir? Ne kadar para harcandı? Hangi çalışmalar kullanılabilecek? Yeni takvim nedir?

Bu soruları sormak için herhangi bir partinin yanında durmak gerekmiyor. Ağrı’nın yanında durmak yeterlidir.

Memleket sevgisi, yalnızca güzel günlerde güzel sözler söylemek değildir. Şehrin zamanı kaybolduğunda, vatandaş belirsizlikte bırakıldığında, kamu parasının akıbeti açıklanmadığında hesap istemektir.

Bugün açıklanması gereken yalnızca bir iptal kararı yok. O karara kadar geçen yaklaşık bir yıl ve o kararın ardından başlayacak yeni bekleyiş var.

İptal edilen çalışma olabilir; vatandaşın hesap sorma hakkı iptal edilemez.

Ağrı’nın geleceği birkaç cümlelik açıklamaya sığmaz. Bu şehrin insanı, hayatından geçen zamanın ve kendi adına kullanılan paranın karşılığını bilmek ister.

Öyleyse cevap verin:

Ne kadar zaman kaybedildi? Ne kadar para harcandı? Ne kadarı kullanılabilecek? Vatandaş daha ne kadar bekleyecek?

Ağrı’nın beklediği açıklama budur. Bu sorular cevaplanana kadar dosya kapanmış sayılmaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir