Nuh’un Gemisi Bir Komplo Teorisi mi? Kur’an’daki Nuh Suresi Asırlar Öncesinden Bugüne Ne Söylüyor?
İnsanlık tarihi, doğası gereği her zaman bilinmeyenin peşinden gitmiş, efsaneleri ve kutsal metinlerde geçen anlatıları somutlaştırma arzusu duymuştur. Bu arzunun ve gizem arayışının odak noktalarından biri de hiç şüphesiz benzersiz bir açık hava laboratuvarı olan, Ağrı Dağı ve onun eteklerindeki topraklardır. Kutsal kitaplarda zikredilen büyük tufanın ardından insanlığın ve canlı yaşamının yeniden filizlendiği yer olarak inanılan bu coğrafya, 8 milyar insanın da Ağrı kökenli oluşunu kanıtlar mı? Bu konular özellikle yabancı araştırmacıların, teologların, dağcı ve maceraperestlerin yüzyıllardır bitmek bilmeyen ilgisine sahne olmaktadır. Ancak bu ilgi, sadece basit bir arkeolojik merakın ötesinde; inanç, bilim, medya ve jeopolitiğin kesiştiği çok boyutlu bir durumdur. Yabancı araştırmacıların, özellikle de Abd’li grupların Ağrı Dağı ve yakınındaki Durupınar Oluşumu’nda Nuh’un Gemisi’ni aramalarının arkasında inançsal motivasyonlar, küresel medya ilgisi ve bilimsel merak gibi farklı nedenler yatmaktadır. Yabancıların bu bölgeye yoğun ilgi göstermesinin temel nedenleri şunlardır:
Kutsal Kitaplardaki Coğrafi İşaretler
Kur’an-ı Kerim’de geminin “Cudi Dağı’na” oturduğu belirtilmektedir. Kur’an-ı Kerim’in ve Hz Nuh’un bize anlatmak istediği asırlar öncesinden gelen mesaj neydi? O gün ki cudi dağı diye adlandırılan dağ acaba Ağrı dağı mıydı? Bugün Şırnak’taki cudi dağına verilen isim yakın dönemde mi verildi? Eğer gerçek ağrı dağının cudi oluşuysa literatürlerle bilinçli mi uğraşıldı? Bunlar akılları kurcalayan sorular.
Hristiyanlık ve Yahudilik inanışında, Eski Ahit’in tufan metninde geminin “Ararat Dağları’na” oturduğu açıkça ifade edilir. Batı dünyasında bu bölge doğrudan Ağrı Dağı ile özdeşleştirildiği için inanç temelli araştırmacılar yüzyıllardır burayı hedef almaktadır.
Durupınar Oluşumu’nun Çekiciliği: Ağrı Dağı’nın yaklaşık 29 kilometre güneyinde bulunan ve doğal bir jeolojik yapı olan Durupınar Oluşumu, yukarıdan bakıldığında devasa bir gemi siluetini andırıyor. Kutsal kitapta geçen ölçülerle (yaklaşık 150-160 metre) bu yapının boyutlarının uyuşması, “yabancı avcılar” için burayı ana odak noktası haline getirmiştir.
Bölgedeki araştırmalar büyük oranda Abd merkezli “Nuh’un Gemisini Keşif Derneği” gibi yapılar ve küresel
Çapta ünlü yazılımcı/girişimciler tarafından fonlanmaktadır. Bu dernekler yüksek teknolojik imkanları (hava kuvvetleri menşeli radarlar, yeraltı görüntüleme cihazları) ve maddi kaynakları seferber ederek kazı ve sondaj izinleri almaktadır. Türkiye’de araştırmacı, yazılımcı/girişimci ve yüksek teknoloji yok mu? Neden Abd ve diğerleri? Bu konularda ayrı birer soru ve sorun.
Uluslararası Medya ve Belgesel Sektörü: Nuh’un Gemisi, küresel ölçekte çok büyük bir izleyici kitlesine ve ticari potansiyele sahiptir. Ünlü yayıncıların bölgeye gelerek çekim yapması ve dijital platformlar için üretilen belgeseller, yabancı ekiplerin hem popülarite kazanmasını hem de projelerine yeni fonlar bulmasını sağlamaktadır. Bunu neden TRT üslenmemektedir? Dünya çapında ses getirecek patentli projeli satışın geliri neden ülkemizin olmasın? Bunu başaracak bir çok Serdar Kılıç’ımız yok mu?
Sosyal ve Siyasi Tartışmalar: Türkiye’deki yerel kamuoyunda ve sosyal medyada, yabancıların bu faaliyetleri zaman zaman “Hristiyanlık, Yahudilik propagandası”, “jeolojik istihbarat” veya “bölgesel istihbarat/arkeopolitika” bilimsel istihbarat amaçlı yapıldığı ve Türk araştırmacıların azlığı iddialarıyla tartışılarak şüpheyle de karşılanmaktadır.
Bilim dünyası ve arkeologların büyük bir kısmı ise bu arayışları “sözdebilim” olarak nitelendirmekte ve söz konusu yapının tamamen jeolojik bir oluşum olduğunu savunmaktadır. Ancak komplo teorisi de denilebilecek bir ihtimalden bahsetmek istiyorum. Ağrı Dağı’nda aranan şeyin ahşap kalıntılar dan ziyade, binlerce yıl öncesinden kalma “kayıp bir teknolojik gen bankası kapsülü veya uygarlıklar ötesi bilinmeyen ileri teknoloji” olduğuna inanların araştırması mı? Ağrı dağının ve eteklerinin toprak, fay, volkanik yapısı mı? Şimdilik bizlerde bekleyip, düşünüp ve göreceğiz.
Gemi, içindeki, çevresinde ki arananlar gerçekten orada olsun ya da olmasın, Ağrı Dağı insanlık hafızasındaki gizemli ve kutsal yerini korumaya ve dünyanın dört bir yanından insanları kendine çekmeye devam edecektir.