AĞRI FUTBOLU KENDİ GEÇMİŞİNE YABANCILAŞIYOR: TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ?

IMG_0864

Bir şehir futbol takımını kaybedebilir. Yeniden kurar. Bir sezon kötü geçirebilir. Sonraki yıl toparlar. Ama bir şehir futbol hafızasını kaybederse, onu yeniden kurmak kolay değildir.

Bugün Ağrı futbolu için beni asıl endişelendiren mesele budur.

Ben futbol oynadığım yıllarda yalnızca topun peşinden koşmadım. Benden önce o sahalarda ter döken abilerime baktım. Nasıl mücadele ettiklerini, formaya nasıl sahip çıktıklarını gördüm. Hakan Cildan, Mete Telhan, Erhan Alptekin, Orhan Akkuş, Abdullah Arslan, Ferdi Köroğlu, Ersin Kaya, Savaş Aydın, Ahmet Baru, Ozan Yüce, Erol Polat, Hüseyin Birlik, Ali Kaya ve Sinan Erincik…

Bu isimleri bugün de sayıyorum. Çünkü benim için onlar bir listeden ibaret değil. Futbola başladığım yıllarda örnek aldığım, Ağrı’da futbolun bir geçmişi olduğunu bana hissettiren insanlardı.

Şimdi kendimize dürüstçe soralım: Bugün sahaya çıkan gençlerin kaçı bu isimleri tanıyor? Kaçı onların hangi şartlarda oynadığını, Ağrı futboluna ne kattığını biliyor?

Tanımıyorlarsa suçu gençlerde aramayalım. Geçmişle gelecek arasındaki köprüyü kurması gerekenler bizleriz. Eski futbolcuları sporun dışında bırakırsak gençler onları nerede görecek? Tecrübelerini kimden dinleyecek? Bir zamanlar bu şehrin formasını taşıyan insanların hikâyesini kim anlatacak?

Benim jenerasyonum da giderek sporun dışında kalıyor. Sahada öğrendiklerimizi yeni nesle aktarabileceğimiz alanlar daralıyor. Sonra dönüp “Gençler neden Ağrı futbolunun geçmişini bilmiyor?” diye soruyoruz.

Çünkü onlara geçmişi gösterecek insanları bugünün futbol hayatına katmıyoruz.

Burada kimseye sırf eski futbolcu olduğu için görev verilmesini istemiyorum. Bir görevin hakkını vermek esastır. Ama yıllarını sahada geçirmiş insanlara hiç kulak vermemek de büyük bir kayıptır. Altyapıda, okullarda, kulüplerde, gençlerle yapılan buluşmalarda bu tecrübeye yer açmak neden bu kadar zor?

Ağrı’da futbol konuşulurken hep bugünün kadrosu, bugünün sonucu, bugünün yönetimi konuşuluyor. Peki dünün emeği nerede? O emeği görmezden gelen bir anlayış, yarın yetişecek futbolcuya hangi aidiyet duygusunu verebilir?

Bir genç, formasını giydiği şehrin futbol geçmişini bilmeli. Kendisinden önce aynı sahada koşan insanları tanımalı. Başarının da yenilginin de bu şehirde bir hikâyesi olduğunu duymalı. Çünkü futbol yalnızca doksan dakika değildir. Bir şehrin birbirine aktardığı mücadele, emek ve hatıradır.

Bugün o aktarım zayıflıyorsa tehlike çanları çalıyor demektir.

Ağrı futbolunun hafızası bir anda yok olmayacak. Önce isimler daha az anılacak. Sonra hikâyeler unutulacak. Bir gün genç bir futbolcuya bu şehrin geçmişinden söz ettiğimizde, anlattıklarımız ona yabancı gelecek. İşte asıl kayıp o gün yaşanacak.

Bu yazı birilerini hedef göstermek için değil, herkesi rahatsız etmesi gereken bir soruyu sormak için yazıldı:

Ağrı futbolunda geçmişin insanlarına yer açmıyorsak, geleceğin çocuklarına nasıl bir futbol kültürü bırakıyoruz?

Ben rol model aldığım abilerimin adını söylemeye devam edeceğim. Ama bu hafızayı birkaç kişinin hatırlamasına bırakamayız. Ağrı futbolu, dününü bilen gençlerle güçlenir. Dününü unutursa, bir gün sahada oynayan çok insan olur; fakat o formanın taşıdığı hikâyeyi anlatacak kimse kalmaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir