Kaplumbağa mısın Yoksa Tavşan mı?

Bazı canlılar vardır…
Hızlarıyla övünürler.
Bazıları ise yollarıyla…
İnsanlık, uzun yıllardır tavşanları alkışlıyor.
Çünkü hızlılar.
Çünkü gösterişliler.
Çünkü kalabalıkların hoşuna giden bir telaşları var.
Ama kimse dönüp kaplumbağalara bakmıyor.
Oysa hayatın en büyük sırrı belki de tam burada gizli:
Kaplumbağaların yol hikâyeleri, tavşanlarınkinden çoktur.
Çünkü tavşanlar hep bir yere yetişmeye çalışır.
Kaplumbağalar ise gerçekten bir yere gider.
Modern çağın insanı da biraz tavşana dönüştü artık…
Herkes hızlı.
Herkes acele ediyor.
Herkes yetişmeye çalışıyor ama kimse nereye gittiğini bilmiyor.
Bir bakıyorsunuz;
20 yaşında tükenmiş insanlar…
30 yaşında ruhunu kaybetmiş adamlar…
40 yaşında kendine yabancılaşmış yüzler…
Neden?
Çünkü hız, insanı ilerletmez her zaman.
Bazen sadece savurur.
Bugün çoğu insan başarıyı hızla karıştırıyor.
Oysa hızlı yükselen her şeyin sağlam olduğu da söylenemez.
Bir binayı bir ayda dikersiniz…
Ama içine huzur koyamazsınız.
Bir insan çok para kazanabilir…
Ama geceleri kendi vicdanıyla baş başa kaldığında neden mutsuz olduğunu açıklayamaz.
İşte kaplumbağa burada devreye giriyor.
Kaplumbağa acele etmez.
Çünkü yolun kendisinin de hayat olduğunu bilir.
Belki bu yüzden en çok anısı olanlar, en hızlı koşanlar değil; en çok düşünenlerdir.
Bugün dönüp kendi hayatınıza bakın…
Gerçekten yaşadığınız anlar mı daha değerliydi?
Yoksa hızla tükettiğiniz dönemler mi?
Çocukken yavaş geçen bayramlar neden daha güzeldi?
Bir dostla saatler süren sohbetler neden unutulmazdı?
Neden eskiden insanlar daha az şeye sahipken daha çok huzurluydu?
Çünkü insan ruhu hız için yaratılmadı.
Derinlik için yaratıldı.
Ve hayat garip bir şekilde hep aynı gerçeği yüzümüze vuruyor:
Çok hızlı yaşayanların çoğu, kendisini hiç tanıyamadan yaşlanıyor.
Kaplumbağalar bu yüzden kıymetlidir…
Onlar bize yetişmenin değil, kaybolmamanın önemli olduğunu öğretir.
Bugün herkes tavşan olmak istiyor.
Çünkü dünya alkışı hızlı olana veriyor.
Ama kimse şunu fark etmiyor:
Tavşanlar yarış kazanabilir…
Ama kaplumbağalar hikâye bırakır.
Ve insan öldüğünde geriye bıraktığı şey başarıları değil;
kimlerin kalbine dokunduğudur.
Belki de bu yüzden bazı insanlar çok şey başardığı halde unutulur…
Bazıları ise sessiz yaşadığı halde yıllarca hatırlanır.
Çünkü hayat, hız tutkunlarını değil;
iz bırakanları yazar.