Ağrı Siyaset Üretiyor mu, Yoksa Sadece Siyaset Tüketen Bir Şehir mi?

72EDD20B-03B3-45CD-BC3C-44659D563848

Türkiye’nin birçok ilinde siyaset; proje geliştiren, yatırım çeken, ortak akıl oluşturan ve şehir vizyonu ortaya koyan bir güç olarak öne çıkıyor. Ancak Ağrı söz konusu olduğunda kamuoyunda giderek daha fazla dile getirilen temel soru şu:

Ağrı gerçekten siyaset üretebiliyor mu, yoksa yalnızca üretilen siyaseti tüketen bir şehir olmaya devam mı ediyor?

Bu soru, yalnızca siyasi partileri değil; milletvekillerini, belediyeleri, sivil toplum kuruluşlarını, meslek odalarını ve kentin kanaat önderlerini de yakından ilgilendiriyor.

Çünkü siyaset, sadece seçim dönemlerinde yapılan mitinglerden veya verilen vaatlerden ibaret değildir. Gerçek siyaset; Ankara’nın gündemini etkileyebilmek, bakanlıkların kapısını güçlü dosyalarla çalabilmek, yatırım kararlarında söz sahibi olabilmek ve şehir adına ortak hedefler belirleyebilmektir.

Bugün Ağrı’nın en büyük sorunlarından biri, gündem belirleyen değil, belirlenen gündemin peşinden giden bir şehir görüntüsü vermesidir.

Şehirde çoğu zaman yeni bir kalkınma modeli konuşulmuyor.

Yeni bir sanayi vizyonu tartışılmıyor.

Tarım, hayvancılık, turizm ve sınır ticaretine ilişkin uzun vadeli projeler kamuoyunda yeterince yer bulmuyor.

Bunun yerine kişisel polemikler, makam tartışmaları ve günü kurtarmaya yönelik siyasi söylemler gündemi meşgul ediyor.

Oysa güçlü şehirler, güçlü siyasi reflekslerle büyür.

Gaziantep sanayisiyle, Kayseri üretim modeliyle, Konya tarım politikalarıyla, Erzurum sağlık ve turizm yatırımlarıyla gündem oluştururken; Ağrı’nın çoğu zaman başka şehirlerin başarılarını konuşması düşündürücü bir tablo ortaya koyuyor.

Bir başka dikkat çekici gerçek ise şehrin ortak hareket kültüründe yaşadığı zorluktur.

Farklı siyasi görüşler elbette demokrasinin gereğidir. Ancak konu Ağrı’nın geleceği olduğunda ortak masa kurulabiliyor mu?

Şehrin tüm dinamiklerini bir araya getiren güçlü kalkınma zirveleri düzenleniyor mu?

Ortak yatırım dosyaları hazırlanıyor mu?

Merkezi idareye karşı ortak bir lobi oluşturulabiliyor mu?

Bu soruların büyük bölümüne verilecek cevap, kamuoyunun takdirine bırakılacak kadar açıktır.

Ağrı’nın en büyük ihtiyacı, birbirini eleştiren değil; birbirini tamamlayan bir siyaset anlayışıdır.

Çünkü siyaset yalnızca konuşma sanatı değildir.

Sonuç alma sanatıdır.

Şehre yatırım getirme becerisidir.

İstihdam oluşturma iradesidir.

Gençleri göç etmek zorunda bırakmayan politikalar geliştirebilmektir.

Bugün Ağrı’nın sahip olduğu stratejik konum, genç nüfusu, tarım ve hayvancılık potansiyeli, sınır ticareti avantajı ve doğal güzellikleri düşünüldüğünde, çok daha güçlü bir siyasi üretim merkezi olabilecek kapasiteye sahip olduğu açıktır.

Ancak bu potansiyelin hayata geçebilmesi için şehir siyasetinin günlük tartışmaların ötesine geçmesi gerekiyor.

Ağrı’nın artık yeni tartışmalara değil, yeni projelere ihtiyacı var.

Yeni sloganlara değil, yeni yatırımlara ihtiyacı var.

Yeni kutuplaşmalara değil, ortak akla ihtiyacı var.

Çünkü şehirler, sadece seçim kazanarak değil; gelecek inşa ederek büyür.

Ve belki de bugün Ağrı’nın önündeki en kritik soru hâlâ cevabını bekliyor:

Ağrı, siyasetin konuşulduğu bir şehir olmaktan çıkıp, Türkiye’de siyasete yön veren, proje üreten ve sonuç alan bir şehir olabilecek mi?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir