Ağrı Halkına Soruyorum: “Sayan 25 Kuruşa Taşıdı, Aras 16 Liraya: Şimdi Söyleyin, Halkçı Kim?”

A529DB82-8B7F-4B43-A08A-C1740850B12A

Siyasetin renklerini, parti amblemlerini ve ideolojik kamplaşmaları bir kenara bırakalım.

Masaya yalnızca Ağrı’yı koyalım.

Bir tarafta Savcı Sayan dönemi, diğer tarafta Hazal Aras dönemi…

Soruyu da mümkün olduğunca sade soralım:

Ağrı’ya kim daha fazla dokundu?
Vatandaşın cebini kim daha fazla düşündü?
Belediyecilikte kim daha fazla katma değer üretti?

Bu soruların cevabını parti genel merkezlerinde değil, Ağrı sokaklarında aramak gerekiyor.

Çünkü belediyeciliğin gerçek ideolojisi hizmettir.

25 KURUŞ NEREDE, 16 LİRA NEREDE?

Savcı Sayan döneminde Ağrı, ulaşım konusunda Türkiye’de dikkat çeken bir model ortaya koymuştu.

2021 yılında belediyenin açıkladığı tarifede öğrenci 25 kuruşa, vatandaş ise 1,50 TL’ye taşınıyordu. Hastabüs uygulamasında ücret 1 TL seviyesindeydi. Belediye aynı dönemde ulaşımı özel işletmecilerden belediye bünyesine aldığını ve ulaşım filosunun 94 araca ulaştığını açıklıyordu.

Bugün ise başka bir tabloyla karşı karşıyayız.

Hazal Aras yönetiminde Ağustos 2025’te şehir içi ulaşım 12 TL öğrenci, 17 TL tam seviyesine çıkarılmıştı.

17 Ağustos 2026 tarihinde alınan son kararla öğrenci ücreti 16 TL, tam ücret ise 23 TL oldu.

Sadece son tarifeden bugüne baktığımızda bile öğrenci ücretindeki artış yaklaşık yüzde 33, tam ücretteki artış ise yaklaşık yüzde 35.

Ama asıl çarpıcı karşılaştırma geçmişle yapıldığında ortaya çıkıyor:

25 kuruşluk öğrenci ulaşımından 16 liraya

Burada mesele artık yalnızca bir zam haberi değildir.

Bu, Ağrı’da sosyal belediyeciliğin ne anlama geldiğinin yeniden tartışılması gereken bir noktadır.

“AMA O GÜNÜN PARASIYLA BUGÜNÜN PARASI AYNI DEĞİL” DENİLECEKTİR

Haklı bir itirazdır.

Türkiye son yıllarda ciddi bir enflasyon yaşadı. Akaryakıttan personele, yedek parçadan bakım maliyetlerine kadar belediyelerin giderleri olağanüstü arttı.

Dolayısıyla 2021 veya 2022’nin 1,50 TL’si ile 2026’nın 23 TL’sini hiçbir ekonomik düzeltme yapmadan karşılaştırmak eksik olur.

Öyleyse gelire bakalım.

2022’nin ikinci yarısında net asgari ücret 5.500,35 TL idi. 2026 yılında ise net asgari ücret 28.075,50 TL.

Yani asgari ücret yaklaşık 5,1 katına çıktı.

Peki 1,50 TL’lik tam ulaşım tarifesi?

Bugün 23 TL.

Yaklaşık 15,3 katına çıktı.

Bu basit karşılaştırma dahi tartışmayı başka bir noktaya taşıyor.

22 iş günü boyunca işe gidip gelen ve günde iki kez toplu taşıma kullanan bir vatandaş Savcı Sayan dönemindeki 1,50 TL tarifeyle ayda yaklaşık 66 TL ulaşım parası ödüyordu.

Bugünkü 23 TL tarifeyle aynı kullanım yaklaşık 1.012 TL.

Dolayısıyla mesele yalnızca “enflasyon var” denilerek geçiştirilecek kadar basit görünmüyor.

ASIL SORU ŞU: BELEDİYE MALİYETİ Mİ VATANDAŞA TAŞIYACAK, VATANDAŞIN MALİYETİNİ Mİ HAFİFLETECEK?

Belediyecilik tam da burada başlar.

Bir belediyeyi ticari işletmeden ayıran temel özellik budur.

Belediye elbette gelir-gider hesabı yapacak. Akaryakıt alacak, personel çalıştıracak, araçların bakımını yaptıracak.

Ama özellikle Ağrı gibi gelir düzeyinin yüksek olmadığı bir kentte belediyenin görevi yalnızca “maliyet arttı, bilete yansıtalım” demek olabilir mi?

Öyleyse sosyal belediyecilik nerede başlayacak?

Savcı Sayan döneminin ulaşım politikası tam burada ayrı bir yere konulmalıdır.

Sayan’ın siyasi görüşünü seversiniz veya sevmezsiniz.

Üslubunu eleştirirsiniz.

Siyasi geçmişini tartışırsınız.

Ama belediyecilik başka bir terazide tartılmalıdır.

Ve o terazinin bir kefesinde vatandaşın cebine dokunan somut hizmet vardır.

Ulaşımın özel işletmecilik yapısından belediye bünyesine alınması, filonun büyütülmesi ve özellikle öğrencinin sembolik ücretlerle taşınması bir belediyecilik tercihi idi.

Bu tercihin adı sosyal belediyeciliktir.

 

HAZAL ARAS DÖNEMİNDE HİÇBİR ŞEY YAPILMADI MI?

Bunu söylemek de hakkaniyetli olmaz.

Hazal Aras yönetiminde yeni ulaşım hatları oluşturuldu. Örneğin Fırat Mahallesi’nden Su Çatağı, Rol Sitesi, Sanayi Sitesi ve merkeze uzanan yeni hat hizmete alındı. Fatih Mahallesi-Hastane hattı üzerinde de düzenlemeler gerçekleştirildi.

Bunları görmezden gelmek eleştiri değil, tarafgirlik olur.

Ancak yapılan hizmetleri teslim etmek, zam kararını sorgulamamıza engel değildir.

Tam tersine:

Bir belediye ne kadar “halkçı” olduğunu söylüyorsa, en ağır sorgulamayı halkın cebine dokunan kararlarda hak eder.

İDEOLOJİYİ ÇIKARIN, GERİYE NE KALIYOR?

Ben Ağrı’nın artık şu tartışmadan kurtulması gerektiğini düşünüyorum:

“Bu başkan hangi partiden?”

Bunun yerine şunu soralım:

Bu başkan Ağrı’ya ne bıraktı?

Bir belediye başkanının başarısı genel başkanına ne kadar sadık olduğuyla değil; görev süresi bittiğinde şehrin elinde ne kaldığıyla ölçülmelidir.

Kaç araç?

Kaç kilometre yol?

Ne kadar altyapı?

Ne kadar sosyal destek?

Vatandaşın cebinde ne kadar para?

Belediyenin kasasında ne kadar borç?

Şehrin yaşam kalitesinde ne kadar değişim?

İşte gerçek karne budur.

BUGÜNKÜ VERİLERLE ULAŞIMDA KİM ÖNDE?

Sadece ulaşım politikası üzerinden konuşuyorsak cevabımı saklamaya gerek görmüyorum:

Savcı Sayan dönemi bugün açık biçimde önde görünüyor.

Bunu AK Parti’yi savunmak için söylemiyorum.

Hazal Aras’ı DEM Partili olduğu için eleştirmiyorum.

Tam tersine, tam da ideolojiyi masadan kaldırdığım için söylüyorum.

Çünkü vatandaş için sonuç önemlidir.

Bir dönemde belediye öğrenciyi 25 kuruşa taşıyabiliyorsa, ulaşımı belediye bünyesine alabiliyorsa ve 94 araçlık filodan söz edebiliyorsa; başka bir dönemde aynı belediyenin ulaşım filosu yine 94 araç olarak görünürken öğrenci tarifesi 16 TL’ye, tam tarife 23 TL’ye çıkıyorsa bunun kamuoyu tarafından sorgulanması son derece doğaldır.

Ve Hazal Aras yönetiminin kamuoyuna daha ayrıntılı bir hesap vermesi gerekir:

Bir yolcunun belediyeye gerçek maliyeti bugün kaç liradır?

23 TL’lik tarife hangi maliyet hesabıyla belirlendi?

Ulaşımın yıllık toplam gideri nedir?

Bilet gelirleri bunun ne kadarını karşılıyor?

Belediye bütçesinden ulaşıma ne kadar sübvansiyon aktarılıyor?

Öğrenci için neden daha güçlü bir sosyal tarife uygulanamıyor?

Bu rakamlar açıklanırsa toplum da sağlıklı karar verir.

25 KURUŞLUK BİLET ASLINDA BİR RAKAMDAN FAZLASIYDI

Belki de Savcı Sayan döneminin en önemli siyasi başarısı tam burada yatıyordu.

25 kuruş belediyeyi zengin etmiyordu.

Ama öğrencinin zihninde şunu oluşturuyordu:

“Bu belediye benim yanımda.”

Sosyal belediyeciliğin psikolojisi budur.

Vatandaş belediyeyi yalnızca çöpünü alan, asfalt döken kurum olarak görmez; dara düştüğünde yanında duran kamu kurumu olarak görmek ister.

Bugün 16 TL’lik öğrenci bileti üzerinden sorulması gereken soru bu nedenle yalnızca “16 TL çok mu?” değildir.

Asıl soru şudur:

Ağrı Belediyesi öğrencinin ulaşım maliyetinin ne kadarını üstlenmeye hazır?

AĞRI’NIN İHTİYACI PARTİ BELEDİYECİLİĞİ DEĞİL, AĞRI BELEDİYECİLİĞİDİR

Savcı Sayan’ın yanlışları varsa konuşalım.

Hazal Aras’ın doğruları varsa alkışlayalım.

Savcı Sayan’ın doğrularını da siyasi kimliği nedeniyle yok saymayalım.

Hazal Aras’ın yanlışlarını da siyasi kimliği nedeniyle görmezden gelmeyelim.

Çünkü bu şehir yıllardır tam olarak bundan kaybediyor.

Biz kişileri ve partileri tartışırken şehirler arasındaki kalkınma yarışını kaçırıyoruz.

Benim ölçüm basit:

Kim Ağrı’nın parasına sahip çıkıyorsa, kim Ağrılı öğrencinin cebini düşünüyorsa, kim belediyenin mal varlığını büyütüyorsa, kim kalıcı eser bırakıyorsa, kim vatandaşın hayatını ucuzlatıp kolaylaştırıyorsa; bu memlekete daha fazla faydayı o sağlamıştır.

Bugün ulaşım özelinde önümüzdeki rakamlar Savcı Sayan döneminin sosyal belediyecilik açısından daha güçlü bir model ortaya koyduğunu gösteriyor.

Hazal Aras yönetiminin önünde ise hâlâ zaman var.

Belki de yapılması gereken 23 TL’yi savunmak değil, yeniden düşünmektir.

Öğrenci tarifesini gerçek anlamda sosyal bir seviyeye çekmek, dar gelirliye özel ulaşım kartı oluşturmak, belediye bütçesinden toplu taşımaya daha güçlü destek vermek ve bütün maliyet tablosunu Ağrı halkının önüne koymak mümkündür.

Çünkü makamlar geçicidir.

Partiler değişir.

Başkanlar değişir.

Ama otobüse her sabah aynı insanlar biner:

Öğrenci, işçi, emekli, anne, baba, dar gelirli…

Ve onlar belediye başkanının hangi sloganı attığını değil, ceplerinden kaç lira çıktığını hatırlar.

Şimdi Ağrı’nın önüne şu soruyu bırakıyorum:

Belediyecilik tabelaya hangi partinin amblemini asmak mıdır; yoksa vatandaşın hayatından bir yükü eksiltmek midir?

Eğer ölçümüz ikincisiyse…

O zaman Ağrı’da geçmişi ve bugünü yeniden, hem de çok ciddi biçimde konuşmanın zamanı gelmiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir