AĞRI’DA İMAR REVİZYONU İPTAL EDİLDİ: PEKİ VATANDAŞ ŞİMDİ NEYİ BEKLEYECEK?

IMG-20261023-WA0006

Ağrı’nın geleceğini ilgilendiren bir konu daha kamuoyunun gündemine girdi. Kentin mevcut imar planlarında yaşanan sorunları gidermek amacıyla başlatılan revizyon çalışmasının iptal edilmesi, beraberinde önemli soruları da getirdi.

 

Ağrı Belediyesi, yaptığı açıklamada imar revizyonunun iptal edilmesine gerekçe olarak DSİ 8. Bölge Müdürlüğünden gelen olumsuz kurum görüşünü gösterdi. Belediyenin açıklamasına göre söz konusu görüş, yaklaşık 12-13 aylık bir sürenin ardından iletildi ve çalışmaların sonuç aşamasına geldiği dönemde sürecin iptal edilmesine neden oldu.

 

Şimdi durup düşünmek gerekiyor: Bir şehrin geleceğini doğrudan ilgilendiren planlama çalışmaları neden bu noktaya geldi? Süreç daha erken aşamada çözüme kavuşturulamaz mıydı? Bundan sonra nasıl bir yol izlenecek?

 

Bu soruları sormak herhangi bir kurumu peşinen suçlamak anlamına gelmez. Aksine, kamu yararını önemseyen herkesin sorması gereken sorulardır.

 

ÇÜNKÜ MESELE YALNIZCA BİR İMAR PLANINDAN İBARET DEĞİL!

 

İmar planları çoğu zaman teknik belgeler olarak görülür. Oysa bu planlar bir şehrin nasıl büyüyeceğini, insanların nerelerde yaşayacağını, altyapının nasıl şekilleneceğini ve gelecekte hangi yatırımların yapılabileceğini belirler.

 

Dolayısıyla imar revizyonunun iptal edilmesi, yalnızca kurumların kendi arasında değerlendireceği bir mesele olarak kalmamalıdır. Bu sürecin şehir üzerindeki etkileri ve bundan sonra atılacak adımlar da kamuoyunun anlayabileceği şekilde açıklanmalıdır.

 

Elbette şehir planlamasında su kaynaklarının korunması, taşkın risklerinin değerlendirilmesi ve teknik gerekliliklerin yerine getirilmesi vazgeçilmezdir. Hiçbir planlama çalışması kamu güvenliğinin önüne geçemez.

 

Ancak güvenli, hukuka uygun ve uygulanabilir bir planlama yapmak kadar, kurumlar arasında zamanında koordinasyon sağlamak da önemlidir.

 

Eğer bir planlama sürecinde önemli teknik engeller ortaya çıkıyorsa bunların mümkün olduğunca erken belirlenmesi, ilgili kurumların çözüm seçeneklerini değerlendirmesi ve sürecin belirsizlik içinde kalmaması gerekir.

 

AĞRI’NIN İHTİYACI, SORUMLULUK TARTIŞMASINDAN ÖNCE ÇÖZÜM İRADESİDİR!

 

Bugün kamuoyunun bilmesi gereken yalnızca bu sürecin neden sonuçlanmadığı değildir. Bundan sonra ne yapılacağı da en az bunun kadar önemlidir.

 

Ağrı Belediyesi, revizyonun iptal edilmesine ilişkin gerekçeleri açıklamıştır. Şimdi vatandaşın beklentisi, mevcut imar sorunlarının nasıl ele alınacağına ilişkin somut bir yol haritasının ortaya konulmasıdır.

 

DSİ’nin olumsuz görüşünün teknik gerekçeleri kamuoyuna açık ve anlaşılır biçimde anlatılmalıdır. Belediyenin bu görüş doğrultusunda hangi seçenekleri değerlendirdiği, gerekli düzenlemelerin yapılıp yapılamayacağı ve yeni bir planlama sürecinin mümkün olup olmadığı da açıklığa kavuşturulmalıdır.

 

Burada amaç kurumları karşı karşıya getirmek değildir. Amaç, kurumların ortak bir çözüm etrafında buluşmasını sağlamaktır.

 

Gerekli görülmesi hâlinde belediye, DSİ ve ilgili diğer kurumlar bir araya gelerek teknik değerlendirmeleri ortaklaşa yapmalı; hukuki ve bilimsel gerekliliklere uygun, uygulanabilir bir yol haritası oluşturmalıdır.

 

Bu yol haritasında mümkün olan işlemler, sorumlu kurumlar ve öngörülen takvim açıkça belirtilmelidir. Sürecin her aşamasında kamuoyunun bilgilendirilmesi de vatandaşın güvenini güçlendirecektir.

 

VATANDAŞIN BEKLENTİSİ AÇIKLAMA KADAR SONUÇ DA GÖREBİLMEKTİR!

 

Kamu kurumlarının açıklama yapması elbette önemlidir. Ancak açıklamalar, sorunun anlaşılmasını sağladığı ölçüde değerlidir. Asıl beklenti, bu açıklamaların somut adımlarla desteklenmesidir.

 

Ağrı’nın gelişmesi için planlı şehirleşmeye, doğru yatırımlara ve kurumlar arasında güçlü bir iş birliğine ihtiyacı var. Şehrin geleceğini ilgilendiren konuların uzun süre belirsiz kalması, vatandaşların beklentilerini de olumsuz etkileyebilir.

 

Bu nedenle sürecin geçmişine ilişkin sorular kadar, bundan sonraki aşamanın nasıl yönetileceği de önem taşımaktadır.

 

Kimseyi peşinen suçlamadan, hiçbir kurumu peşinen haklı ilan etmeden sorumlulukları ve çözüm seçeneklerini konuşabilmeliyiz.

 

Çünkü kamu yönetiminde başarı, yalnızca sorunların neden ortaya çıktığını anlatmakla değil, o sorunları çözmek için ortaya konulan iradeyle ölçülür.

 

Ağrı’nın ihtiyacı yeni bir tartışma değil; şehrin geleceğini güvence altına alacak ortak akıl, şeffaflık ve kararlılıktır.

 

SON SÖZ:

 

Bir imar revizyonu iptal edilmiş olabilir. Ancak bu durum, şehrin geleceğine ilişkin sorumluluğun ortadan kalktığı anlamına gelmez.

 

Şimdi belediyenin, DSİ’nin ve ilgili kurumların önünde önemli bir görev var: Teknik gerekçeleri açıklığa kavuşturmak, çözüm seçeneklerini değerlendirmek ve vatandaşın önünü görebileceği bir takvim ortaya koymak.

 

Ağrı’nın geleceği kurumlar arasındaki yazışmaların ötesinde, ortak bir sorumluluk anlayışıyla şekillenmelidir.

 

Çünkü bir şehrin geleceği ertelenebilir kararlarla değil, zamanında alınan doğru kararlarla inşa edilir.

 

Şimdi sorulması gereken soru şudur:

 

Ağrı’nın imar sorununda bundan sonraki somut adım ne olacak?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir