“İnsan Derdini Herkese Anlatamaz… ‘Zeynep Abla’ Olmak Biraz da Budur”

E384DEAF-BC66-4D68-8ACA-4B45E7588A92

Bir insanın adının önüne makamını yazabilirsiniz. Başkan dersiniz, görevini söylersiniz, protokoldeki yerini gösterirsiniz. Fakat vatandaşın size nasıl sesleneceğini bir unvan belirleyemez.

“Abla” kelimesinin arkasında yakınlık vardır. Güven vardır. İnsanların derdini anlatırken kendisini rahat hissetmesi vardır.

Zeynep Eldem’in Ağrı’daki çalışmalarına bu açıdan bakmak gerekiyor. Çünkü onu “Zeynep abla” diye anan ailelerin tarif ettiği yakınlık, siyasetin insanla kurduğu bağın en kıymetli tarafına işaret ediyor.

Bir başkanın ziyareti zamanla unutulabilir. Ama sizi dinleyen, anlattıklarınıza zaman ayıran, yeniden karşılaştığınızda konuşabileceğinizi hissettiren bir insan hafızada yer bulur.

Mahallelerde kurulan bağın değeri de burada başlar.

Zeynep Eldem’in kamuya yansıyan faaliyetlerinde ev buluşmaları, kadınlarla görüşmeler, ilçe ziyaretleri ve ailelerle dayanışma öne çıkıyor. Bu çalışmaların arkasındaki emek, yalnızca bir programdan diğerine gitmekle ölçülemez. Her görüşmeye zaman ayırmak, farklı beklentileri dinlemek ve sahada bulunmayı sürdürmek de çalışkanlığın önemli bir parçasıdır.

Mahalle hayatını bilenler, bir evin kapısından içeri girmenin tek başına yeterli olmadığını bilir. Asıl mesele, o evde insanların kendilerini anlatabilecekleri bir samimiyet kurabilmektir.

Kadının ev içindeki yükünü, çocuğuyla ilgili kaygısını, ailesinin geçim sıkıntısını dinleyebilmek… Konuşurken sözünü kesmeden, yaşadığı güçlüğü küçümsemeden ona zaman ayırabilmek…

“Zeynep abla” hitabının taşıdığı anlam biraz da budur.

Onu bu yakınlıkla karşılayan aileler açısından Zeynep Eldem, yalnızca siyasi görevi olan bir ziyaretçi olmaktan çıkıyor; kendileriyle konuşabilen, hâllerini sorabilen, yanında rahat hissedebildikleri bir insana dönüşüyor.

Kimi evde bir abla gibi, kimi görüşmede bir kardeş gibi karşılanmak; büyüklerin yanında evin kızı sıcaklığıyla kabul görmek, makamın sağlayabileceğinden farklı bir karşılıktır. Bu yakınlığın içinde aileden sayılmanın sorumluluğu da vardır.

Çünkü sevgi, beraberinde beklenti getirir.

Vatandaş yakın bulduğu insana daha kolay ulaşmak ister. Derdini söylediğinde dikkate alınmayı, talebinin takip edilmesini bekler. Bu nedenle insanlarla iyi ilişkiler kurmanın en güçlü devamı, o ilişkileri çözüm arayışıyla beslemektir.

Zeynep Eldem’in çalışmalarında öne çıkan çizgi de dinlemeyi, istişareyi ve birlikte değerlendirmeyi önemseyen yaklaşımıdır.

Kadınlarla yapılan ev toplantılarında taleplerin dinlenmesi, ilçe ziyaretlerinde sosyal ihtiyaçların görüşülmesi, yönetim toplantılarında saha çalışmalarının ele alınması bu yaklaşımın örneklerini oluşturuyor.

Çözüm odaklı olmak, her sorunu hemen giderebileceğini söylemek değildir. İhtiyacı doğru anlamak, yapılabilecek olanı araştırmak, ilgili kurumlarla görüşmek ve vatandaşın talebini gündemde tutabilmektir. İnsanların güvenini güçlendiren de bu emeğin sürekliliğidir.

Ağrı’nın mahallelerinde “Zeynep abla” diye seslenen insanların kurduğu bağa bu gözle bakıyorum. O hitapta bir siyasi tercihin ötesinde, insani bir yakınlığın ifadesi var. Bir kadın başka bir kadına derdini açabiliyorsa, bir aile kapısını samimiyetle aralayabiliyorsa, orada korunması gereken değerli bir ilişki oluşmuş demektir.

Zeynep Eldem’in çalışkanlığını anlamak için toplantı fotoğraflarının yanında bu temaslara da bakmak gerekir. Mahalleye gitmek, kadınlarla oturmak, aileyi dinlemek, ilçelerde görüşmeler yapmak; sabır, zaman ve devamlılık isteyen işlerdir.

Bu emeğin vatandaşın dilindeki karşılığı bazen uzun bir övgü cümlesi olmaz.

Bir selamın içinde duyulur.

Bir kapı açılırken söylenir.

“Zeynep abla” diye başlayan bir konuşmada kendisini gösterir.

Ve o sözün taşıdığı yakınlık, insanlarla kurulan bağın en sade, en sıcak ifadesi olur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir