Siyaset Mühendisliğinden Toplum Mühendisliğine: Ağrı’nın İhtiyacı Olan Dönüşüm

IMG_2664

Aket Başkanı ve sitemizin köşe yazarlarından Serdar Yıldız, sizler için Siyaset mühendisliği ve toplum mühendisliğini kaleme aldı..

Siyaset, bir akıl oyunu değildir.

Bir illüzyon, bir algı sahnesi, rakibini alt etmeye kurulu bir mühendislik hiç değildir.

Siyaset; insanı merkeze alan, toplumu onaran, yarayı görüp parmak basan bir emanet işidir.

Bugün Ağrı’da ortaya çıkan tablo, bize çok net bir şey söylüyor:

Siyaset mühendisliği yoruldu.

Toplum ise artık gerçeklik istiyor.

Yıllardır bu şehirde aynı dil dolaşıma sokuluyor:

Biz geldik, onlar yapmadı.”

“Onlar yanlış yaptı, biz doğruyuz.”

 

“Geçmiş dönemler sorumlu, bugünün yükü bize ait değil.”

Bu dil ne şehri büyüttü,

ne yaraya merhem oldu,

ne de insanın kalbine dokundu.

Aksine; ayrıştırdı, ötekileştirdi, beklentiyi yordu.

 

Oysa siyaset, bir hesaplaşma sanatı değil;

bir helalleşme ahlakı olmalıdır.

Tasavvuf tam da burada konuşur bize.

Kınadığını yaşamadan ölmezsin.

Bu söz, yalnızca bireysel ahlak için değil,

toplumsal ve siyasal duruş için de bir pusuladır.

 

Dün kınadığını bugün savunuyorsan,

dün eleştirdiğini bugün yapıyorsan,

dün ‘yanlış’ dediğin yöntemle bugün yol yürüyorsan;

sorun rakibinde değil, aynadadır.

Bugün Ağrı’da ihtiyacımız olan şey;

birbirini kınayan siyasetçiler değil,

birbirini tamamlayan akıllardır.

Bir önceki dönemi sürekli suçlayanlar da,

mevcut yönetime aday olurken yalnızca eleştiri üretenler de şunu artık görmek zorunda:

 

Bu şehir siyasi hesaplaşmalardan değil,

toplumsal ortak akıldan güçlenir.

Toplum mühendisliği dediğimiz şey;

insanı bir araç olarak görmek değildir.

İnsanı bir istatistik kalemi hiç değildir.

Toplum mühendisliği;

vatandaşın günlük hayatını kolaylaştıran,

umut duygusunu canlı tutan,

ben de bu şehrin parçasıyım” hissini güçlendiren bir akıldır.

Empatiyi merkeze koymayan hiçbir siyaset sürdürülebilir değildir.

Çünkü halk, kınayan dili değil;

anlayan dili hatırlar.

Parmak sallayanı değil;

el uzatanı benimser.

 

Bugün Ağrı’da siyaset yapan, yarın Ağrı’yı yönetmeye aday olan herkes şunu bilmelidir:

Bu şehir artık illüzyon istemiyor.

Algı değil, çözüm istiyor.

Kavga değil, koordinasyon istiyor.

Geçmişle hesaplaşma değil, gelecek inşası istiyor.

Ve tasavvufun o derin uyarısı hâlâ orada duruyor:

Kınadığın şey, eğer ders alınmazsa;

bir gün senin imtihanın olur.

 

Belki de artık şu soruyu sormanın vakti gelmiştir:

Biz rakibimizi yenmek için mi siyaset yapıyoruz, yoksa halkın yükünü hafifletmek için mi?

 

Cevap netleştiğinde,

Ağrı için yeni bir dönem gerçekten başlayacaktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir