EVLİYA ŞEHRİ AĞRI’YA HOŞ BULDUK..

IMG_6163

Biliyorum, biraz iddialı bir giriş olduğunu düşünenleriniz olmuştur. Çünkü “evliya” kelimesi kendi içinde bir beklentiyi barındırmaktadır. Fakat bu kez, zanlarınızın ötesinde bir anlam ile sunmak istiyorum bu kelimeyi size.

 

Ne demektir evliya? Veliler, yani dostlar demektir. Ama öyle sıradan dost değil tabii ki. Kendimize veli edinebildiğimiz, her sohbette kendisinden yeni bir şeyler öğrendiğimiz ve kişisel tekamülümüz konusunda bize her adımda, bilinçli ya da bilinçsiz, yardımı dokunan insanlar demektir aslında evliya..

 

Şimdi kimileriniz heyecanlı bir şekilde “Acaba hangi yüksek mevkilerde ya da dergahlarda buldu bu evliyayı?” diye soruyor olabilir kendi kendine. Ama işte, bu yazının çarpıcı yanı da bu ya.. Sürprizlerle dolu. Çünkü Ağrı’da bu insanları bulmak için yüksek mevkileri gözlemenize ya da dergah dergah dolaşmanıza gerek yok. Ben bir doktor olarak kendi adıma, bu insanların bir kısmını muayene masamda tam da karşımda buldum. Öyle senelerce eğitim görmüş ya da tasavvvufun seyr-i sülukunu tamamlanmış insanlar arasından da değil, sözüm ona “sıradan” diye nitelendirilen halkın ta içinden buldum onları. Muayene yaparken bir eli elimin üzerinde duran, adeta Yaradan’ın Şafi ismini taşıyormuşum gibi gözüme minnet ve güvenle bakan Hatun Teyze idi o evliyalardan biri. Ya da yemek yediğim bir mekandan kalkmak üzere iken, beni büyük bir coşku ile masasına davet eden, bir hastamın oğlu, Ahmet.. Elimden geldiğince takındığım en güzel süsüm olan, mesleğimin gururu olarak taşıdığım güler yüzü karşılıksız bırakmayan, “ben artık senin hastanım hocam” derken, duyduğu güven ve minneti içime işleyen Muzaffer Amca.. Hastanemizde hizmeti ülkü edinmiş olan, her derdi kendi yakınının derdiymiş gibi dinleyen ve dostluğu idareciliğinin çok önünde olan Cevdet Müdürümüz.. Hastaları muayene ederken bizi sırtlayan ve bu yoğunlukta en iyi hizmeti verebilmemiz adına ciddi çaba gösteren sekreter arkadaşlarımız ya da traş olduktan sonra “bu kez ne olur benden olsun” diye ısrar eden berber kardeşim.. İşte tüm bu insanlar, bu bahsettiğim Evliya’nın sadece küçük bir kısmı..

 

Bu örneklerin sonu yok. Daha geleli bir aydan biraz fazla olmuş iken Ağrı’da onlarca dostu edindim bile. Onlara sadece sağlık hizmeti vermedim. Ya da onlarla sadece sıradan mesaileri, sıradan yemek masası ortamlarını, sıradan yolculukları paylaşmadık. Onlarla her sohbetimde, her muhattap oluşumda yeni bir şey öğrendim ve öğrenmeye de devam ediyorum. Bu gerçekten büyük bir nimet ve ben şu an 42 yaşımda olmama rağmen adeta üniversiteye başlamış bir genç ya da mesleğe yeni başlamış bir hekim gibi büyük bir heyecanla bu nimetin tadını çıkarıyorum.

 

İşte böyle. Kimisi “sıradan” sayılabilecek ve çoğunun adını zikredemediğim bu onlarca insanın yüzlerinde kendimi görüyorum. Onlar tarif ediyorlar, ben kendimi geliştiriyorum, kendime çeki düzen veriyorum. Bundan dolayı bu kadim şehrin yeni bir parçası olmaktan da büyük gurur duyuyorum.

 

Ne diyeyim Ağrı.. Dostluğuna sağlık diyeyim.. Hoş bulduk..

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir