EDİ BESE! Ağrı Nefes Alamıyor

Ağrı artık nefes alamıyor.
Şehrin sokaklarında bir tur atın; sabah işe giden, akşam evine dönmeye çalışan her vatandaşın yüzünde aynı ifade var: yorgunluk, sabır ve çaresizlik.
Trafik sorunu, bu şehrin yıllardır kanayan yarası. Defalarca dile getirildi, yazıldı, konuşuldu. Fakat ne yazık ki yetkililer, bu çığlığı duymak istemiyor.
Artık sormadan edemiyoruz:
Acaba Ağrı’daki yöneticiler şehirde kara yolundan hiç geçmiyorlar mı?
Belki de hava araçlarıyla dolaşıyorlar, kim bilir… Çünkü bu caddelerde, bu dar sokaklarda, bu keşmekeşin içinde bir gün bile vakit geçirseler, emin olun bu tabloya kayıtsız kalamazlardı.
Ama maalesef, şehrin kalbi olan trafik, kimsenin sorumluluk alanına girmiyor gibi.
Kimi “kent meydanı projesi yapıyoruz” diyor, kimi “zaten çalışmalar sürüyor” diyor.
Ama soruyorum size:
Yapılacak bir kent meydanı, Ağrı’nın trafik sorununu çözmeye yetecek mi?
Bu kadar mı sığ bakıyoruz meseleye?
Şehirdeki yollar dar, park yerleri yetersiz, çarşı merkezindeki düzen plansız. Üstüne bir de her köşe başında arazisini kapatmış mülk sahipleri…
Tamam, onlar kendi malını koruyor diyelim; peki belediye ne yapıyor?
Şehrin ortak alanları neden plansız büyümenin kurbanı oldu?
Neden şehir merkezinde nefes alınacak tek bir cadde bile kalmadı?
Ağrı, doğunun serhad şehri. Bu topraklar, tarih boyunca direnmiş, ayakta kalmış, mücadele etmiş. Ama ne acıdır ki bugün, kendi içinden kaynaklanan bir dağınıklıkla mücadele ediyor.
Yıllarca “benim partim, senin partin”, “benim adamım, senin adamın” kavgasıyla oyalandık.
Sonuç ortada: kaybeden sadece Ağrı oldu.
Oysa bu şehir, partilerden büyük bir değere sahip:
Memleket milliyetçiliği.
Bu kavram, tabelalardan, seçim afişlerinden, sloganlardan ibaret değildir.
Memleket milliyetçiliği, yaşadığı kenti sevmek, hizmeti öncelik yapmak, şehrin çıkarını kendi çıkarının önüne koymaktır.
Yani gerçekten “Ağrılı” olmanın onurunu taşımaktır.
Bugün Ağrı halkı, kimin hangi partiden olduğuna değil; kim iş yapıyor, kim çözüm üretiyor sorusuna cevap arıyor.
Artık kimse bahane dinlemek istemiyor.
Bu halk, çözüm istiyor, vizyon istiyor, hizmet istiyor.
Ama ne yazık ki yönetenler hâlâ günü kurtarmanın, görünürde işler yapmanın peşindeler.
Bir park, bir meydan, birkaç kaldırım yenilemesiyle şehir nefes almaz.
Ağrı’nın ihtiyacı, planlı bir şehirleşme anlayışıdır.
Gerçek anlamda ulaşım master planı, akıllı trafik sistemleri, otopark çözümleri, yeni alternatif güzergâhlar olmadan bu sorun çözülmez.
Yani mesele sadece yolların değil, vizyonun tıkanmış olmasıdır.
Sayın yetkililer,
Bu şehir sizden “şatafatlı projeler” değil, akılcı çözümler bekliyor.
Sizden “biz yaptık oldu” değil, “halkla birlikte düşündük” yaklaşımını bekliyor.
Bu şehir sizden slogan değil, samimiyet bekliyor.
Unutmayın, bugün trafikte sıkışan bir vatandaş, sadece zaman kaybetmiyor; sinirini, umudunu, inancını da kaybediyor.
Ve kaybedilen her umut, bu şehrin geleceğinden eksiliyor.
Ağrı halkı artık susmuyor.
Bu şehir artık “idare eder” sözünü duymak istemiyor.
Gerçek hizmet, gerçek vizyon istiyor.
Ve bu halkın ağzından yükselen o kadim ses yankılanıyor:
EDİ BESE!
Yeter artık.
Artık bu şehir nefes almak istiyor.
Artık Ağrı, gerçekten yaşanabilir bir şehir olmak istiyor.