Ağrı’da Kapalı Otopark Doldu, Soru Ortada Kaldı: Biz Neden Vatandaş Olamıyoruz?

8D38D4A0-5AE6-47EA-A3E3-D12E7C293BC2

Biz Neden Vatandaş Olamıyoruz?

Ağrı Belediyesi tarafından Ordu Evi yanında hizmete alınan kapalı otopark, kısa sürede tam doluluğa ulaşarak şehirdeki park ihtiyacının ne denli yakıcı olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Kartlı sistemle işletilen ve 380 araç kapasitesine sahip otoparkın tamamının dolu olması, özellikle kış aylarında sokak ve kaldırımlara yapılan düzensiz parkların önüne geçilmesi açısından kapalı otoparkların hayati önemini ortaya koydu.

 

Ancak bu olumlu tabloya rağmen, kapalı otopark alanı içerisinde gelişi güzel atılan sigara izmaritleri ve ortak kullanım alanlarına gösterilmeyen özen, akıllara daha derin bir soruyu getirdi:

 

Biz neden toplum olamıyoruz? Neden yurttaş, neden vatandaş olamıyoruz?

Bir şehre kazandırılan hizmetin hangi siyasi görüşle, hangi dönem ya da hangi isimle yapıldığından bağımsız olarak, o hizmetin asıl sahibinin halk olduğu gerçeği çoğu zaman göz ardı ediliyor. Oysa kamuya ait her alan, her yatırım; bu şehirde yaşayan herkesin ortak değeridir.

Geçmiş dönemlerde de benzer tablolarla karşılaşılmıştı. Parklarda kırılan banklar, kamuya açık alanlarda tahrip edilen tesisler, yapılan havuzların zarar gören donatıları… İsimler ve dönemler değişse de zihniyet değişmediğinde sonuç hep aynı oluyor. Bu durum, sorunun siyaset üstü ve tamamen toplumsal bilinçle ilgili olduğunu açıkça gösteriyor.

Ağrı’da artık şu gerçeğin idrak edilmesi gerekiyor:

Partiler bu şehrin sahibi değil, hizmetkârıdır.

Kalıcı olan siyasi aktörler değil, bu şehrin kendisidir.

Memleket milliyetçiliği tam da burada anlam kazanıyor. Memleket milliyetçiliği; yapılan hizmeti sahiplenmek, korumak, geliştirmek ve gelecek kuşaklara daha iyisini bırakma sorumluluğudur. Bu anlayış; parti rozetlerinin, kişisel aidiyetlerin ve geçici tartışmaların üzerinde bir bilinçtir.

Özellikle yerel yönetimler söz konusu olduğunda, tüm şehir tek ses olmalı; hizmet talep ederken nasıl kararlıysa, yapılan hizmete sahip çıkarken de aynı kararlılığı göstermelidir. Çünkü bir şehrin gelişmişliği sadece yapılan yatırımlarla değil, o yatırımlara gösterilen toplumsal özenle ölçülür.

Unutulmamalıdır ki;

İsimler değişir, partiler değişir, makamlar el değiştirir.

Ama Ağrı kalır.

Bu nedenle herkesin, “benim şehrim” diyerek bu kente dört elle sarılması, ortak alanları kendi evi gibi görmesi ve memleket milliyetçiliğini bir söylemden öteye taşıyarak bir yaşam biçimi haline getirmesi gerekiyor.

Çünkü güçlü şehirler, ancak bilinçli ve sorumluluk sahibi vatandaşlarla mümkün olur.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir